Çevreye duyarlı, doğayı kirletmeyen, doğal kaynakları bitirmeyen, geri dönüştürülebilen ya da muhafaza edilebilen ürünlere çevreci ürün veya yeşil ürün denmektedir. Greenwashing diye tabir edilen çevreci olmayan ürünlerin çevreciymiş gibi gösterilmesinden dolayı iyi niyetli tüketici yanlış satın almalara yönlendiriliyor, alışverişte gerçek yeşil ürünlerin etkisi yavaşlıyor, tüketiciler bu ürünlere inancını yitirebiliyor ve en önemlisi yavaş yavaş gelişmekte olan bu oluşum bir noktaya gelmeden bitiyor.

Yeşil ürün özelliklerine bakıldığında insan ya da hayvan sağlığı için tehlikeli olmama, imalat, kullanım ya da ortadan kaldırma boyunca çevreye zarar vermeme, aşırı miktarda enerji ve diğer kaynakları tüketmeme, fazla ambalaj ya da kısa yaşam süresi nedeni ile gereksiz çöpe neden olmama, gereksiz kullanım gerektirmeme, hayvanlara işkence yapılmama ve çevreye zarar verecek zararlı materyaller kullanılmama gibi maddeler ön plana çıkıyor.
Bazı kişiler ürünlerin üzerindeki sertifikalarla tatmin olabiliyor ama çok daha bilinçli ve sorgulamayı seven tüketiciler çevreci ürünün üretim aşamasından marketlerdeki raflara gelene kadar olan süreçte doğanın en iyi şekilde korunduğunu bilmek istiyor. Yani üretildiği fabrikadaki koşulların çevreye zarar verip vermediği, buradaki atıkların iyi yönetilip yönetilmediği, son tüketiciyle buluşma anına kadar yapılan nakliyat işlemlerinin bile çevreci araçlarla yapılıp yapılmadığına dikkat ediyor.

Uluslararası büyük şirketler bu konuda hem kendi içlerinde yapılması gereken düzenlemeleri süratle yerine getiriyor hem de tedarik zincirini çevreci politikalar ve sürdürülebilir bir yapının üzerine kurmaya başlıyor. Bu tip büyük firmalarla çalışan ve bundan para kazanan tedarikçiler çevreyi korumaya yönelik konan kuralları uygulamaya başlıyor ve bu sayede büyük bir değişim başlıyor. Hammadde ve ambalaj sağlayan tedarikçinin her zaman denetlendiği, nakliyat işini yapan araçların temiz yakıt kullanıp daha az sera gazı emisyonunda bulunmaları, enerji sarfiyatı ve atık yönetimi konularında belli normların konulması sayesinde ürün raflara gelene kadar olabilecek en yeşil ortamlardan geçerek yeşil ürün olmayı hakediyor.

Değişim sadece devlet, yerel belediyeler, sivil toplum kuruluşları tarafından olmamalı topyekün bir şekilde değişim için istekli olunmalı. Bu anlamda bir çok ülkede milyonlarca kişiye iş sağlayan uluslararası kuruluşların buna öncülük etmeleri gelecek için daha umutla bakmamıza sebep oluyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here