Alışveriş Yaparken Neye Göre Karar Veriyorsunuz?

0
190

Sevgili Dostlar,

Geçen haftaki yazımız sonrasında sizlerden bir sürü geri dönüş aldım, bizim yaş grubundan yüzlerce kişi zamanında vize kuyruğunda sabahlamış. Yazıyı okuyan birisi “vize bir zorunluluk, almazsan yurtdışına gidemiyorsun ama bir ay sonra da alsan hayatında çok büyük değişiklik yaratmayacak iPhone için neden sıraya girilir” diye bir soru sormuş. Aynı soruyu farklı şekilde size sorayım, sizin herkesten önce sahip olmak için mağaza önünde yüzlerce kişiyle sıraya girecek kadar bağlı olduğunuz bir marka var mı, ya da “bir adaya düşsem yanıma alacağım ilk 3 şeyden birisi bu” dediğiniz bir ürün?

Soruyu sorarken bende düşündüm, bulamadım, birde oldum olası şu “adada yanıma alacağın ilk 3 şey nedir” sorusu bende hep stres yarattı. Bu sorunun hep gizemli bir hava yaratmak isteyen firmaların görüşmede sorduğu dandik sorulardan birisi olduğunu düşünmüşümdür. Bu ve bunun gibi sorulara verilen cevaplara göre nasıl işe alım yaptıklarını da hep merak etmiş, bir ortamda bana sorulsa kem küm dememek için ne söylemek lazım diye de zihnimi gereksiz yere meşgul etmişimdir.

Önceden planlamadım ama merak ettim, acaba size bu soru sorulsa şak diye cevap verebiliyor musunuz? En fazla 5 saniyenizi alacak anketimize katılırsanız çok mutlu oluruz. Cevabınız evet ise, ilk 3 ne olurdu bizimle de paylaşmak ister misiniz? X firmanın İK müdürü olsam “vay be ne acayip bir cevap” diyeceğim cevabı veren 3 kişiye ufak bir hediye vereceğim. Hediye ne bende bilmiyorum, merak etmeyin aldığınızda sizi mutlu edecek bir şey illa ki bulurum.

İlk sorumuza geri dönersek, bir markaya tutku ile bağlanmanızı sağlayacak şey nedir? Ya da ne tip bir pazarlama çalışması sizin bir ürünü almanıza vesile oluyor? Bu sorunun cevabı her dönem değişiyor, çok net birşey var ki pandemi sonrası iş ve sosyal hayatımızda yaşanan değişim markalara olan bakış açımızı da değiştirdi. Gün boyunca farkında olmadan binlerce mesaja maruz kalıyoruz, sosyal medya kanallarında reklamlara denk geliyoruz, fenomenlerin yaptıkları ürün tanıtımlarını görüyoruz, forum sitelerinde tavsiyeleri okuyoruz, o anki ruh halimize göre x markayı almaya karar veriyoruz, hatta zaman zaman o ürüne ihtiyaç yokken bile onu almaktan kendimizi alamıyoruz.

Bundan aylar önce moderatörü olduğum, Winfluencer’ın düzenlediği panelde, fenomen konusu ile alakalı ilginç rakamlar paylaşılmıştı. Firmaların eskisi gibi milyon takipçisi olan fenomenler yerine belli bir kitleye hitap eden mikro influencer denen kişilerle çalışmaya başlandığı ve 2030 yılında pazarın 90 milyar dolara ulaşmasının beklendiğinden bahsedilmişti. Mikro influencer olan kişiler belli bir kitleye hitap ettiklerinden onların yaptığı ürün tavsiyeleri tüketiciye daha güvenilir geliyormuş. Belli ürünlerinizi tüketicilere bu kişiler ile tanıtmak, sadece ürün satıldıkça ödeme yapmak isterseniz Winfluencer ile temasa geçmenizi öneririm.

Sosyal medya reklamları o ürünü almanıza ne kadar etki ediyor peki? Instagram’da bazen o kadar güzel ürün resimleri oluyor ki web sayfasına anında girmenizi sağlıyor ama çoğu zaman girdiğim web sayfasında aynı kalitede resmi bıraktım adam akıllı ürün açıklaması bile göremiyorum. Halbuki firma işin en zor kısmını becerip beni web sayfasına getirmiş ama sonrası için bir plan yapmamış.

Büyük ihtimalle firma yetkilisi o reklama tıklayıp web sayfama kaç kişi gelmiş ve alışveriş yapmış diye bakıyor, oranların düşük olduğunu görünce de suçu sosyal medya reklamında buluyor. Halbuki, web sayfasına giren kişinin orada kaç dakika zaman geçirdiğine ve kaç sayfayı ziyaret ettiğine baksa sıkıntının reklamda olmadığını anlayacak ama analiz tarafı eksik yapıldığından bu sonuçlar çoğu zaman alınmayacak. O yüzden işini belli büyüklüğe getiren firmaların pazarlama ile alakalı profesyonel bir reklam ajansından hizmet almalarını öneriyorum.

Birde KızlarSoruyor gibi her konuda soruların cevaplandığı platformlar var. Cuma günü Aslı Efe ile yaptığımız canlı yayında milyonlarca trafik aldıklarından ve büyük bir topluluk olduklarından bahsetti. Yazın yurtdışından satın aldığım elektronik bir ürünle alakalı Türkiye’ye girişteki  prosedürü öğrenmek için internette yaptığım aramada önüme ilk çıkan sayfa burası olmuştu.

Onlarca farklı kişinin yorumunu okuyup konuyla alakalı bilgi sahibi olmuş, insanların kendi deneyimlerini paylaşmasından dolayı diğer web sayfalarına göre daha güvenilir bulmuştum. Sonrasında siteye baktığımda yüzlerce marka ve ürün ile alakalı da yorum görünce canlı yayında bunu da sormuş, birçok kişinin bir ürün almadan önce topluluk üyelerine danıştığını öğrenmiştim.

Seneler önce Ready For Change adlı abonelik modeli ile işleyen, kişisel gelişime odaklanan bir topluluk kurduğumda da aynısını yaşamıştık. İnsanlar her konuda birbirlerine destek oluyor, her konuda fikirlerini paylaşıp herkesin her konuda bilgi sahibi olması için çabalıyordu. Orada marka ve ürün tavsiyesi gibi şeyler yoktu ama olsaydı eminim herkes deneyim paylaşımında bulunmaktan çekinmeyecekti. Artık bir ürün alırken insanlar bu tip platformlardan veya topluluk üyelerinden de destek isteyebiliyor, yaşanan deneyime göre karar verip satın alım yapıyorlar.

Yeni nesil tüketici için hız, esneklik, uygun fiyat, teknolojiye uyum, güzel tasarım gibi şeylerin önemli olduğu söyleniyor, evet doğru ama atladığımız ufak bir şey var, o da senelerdir değişmeyecek olan bir kavram olan samimiyet. Markalar istediği kadar iyi olsun söylem ve davranışlarında samimi değillerse günün sonunda kaybetmeye mahkumlar.

Markaya sadakat eskisi gibi değil ama bazen o ürünün veya hizmetin daha iyisini bulmanıza rağmen ondan vazgeçemiyorsunuz. Misal, yaşadığım yerde bulunan bir marketten daha iyileri olmasına rağmen alışverişi kesmiyorum çünkü çalışanlarla olan samimi sohbet, “bugün ben sana bu üründen vermeyeyim çok iyi değil” gibisinden önerileri beni çok mutlu ediyor. Kim sattığı bir ürün için bunu der ki?

Markalar çok güzel yazılımlar alıyor, müthiş analizler yapıyor, kaç müşteri kazanmış, kim ne kadar alışveriş yapıyor, kim çok aktif, kim kaybedilmekte olan müşteri gibi veriyi anında görebiliyor, kaybedilmekte olan müşterileri yaptıkları alışveriş rakamlarına göre sınıflara ayırıp mesajlar gönderebiliyor.

Mesela x kişilere “seni özledik neredesin” mesajı gönderelim, y kişilere bir sonraki alışveriş için bedava kargo, z kişilere bir sonraki alışveriş için indirim kuponu verelim gibi harika kurgular yaratıp mesaj gönderiyor ve güzel sonuçlar alabiliyorlar. Buraya kadar herşey çok güzel ama keşke bu insanları arayabilseler, sadece e-posta göndermek yerine birde dinleseler.

Neden bu kişiler bu kadar uzun zamandır oradan alışveriş yapmıyor, eksik verilen bir hizmet, fiyatların aşırı artışı, kaliteden ödün verme, satış sonrası hizmette aksama, geç gelen kargo, suratsız çalışanlar veya başka bir sebep, bilemiyorum ama sorun neymiş bir anlasalar eminim uzun vadede bu mesajlardan kat ve kat daha fazla geri dönüş alırlar.

Bu kadar yazdıktan sonra en başta sorduğum “bir markaya neden tutku ile bağlanırız” sorusunun cevabını buldum sanki. Benim için en önemli konu markanın bana kolaylık sağlaması ve bir sorun olduğunda bana yardımcı olması. Ben hem iPhone sahibiyim hem de Mac bilgisayar kullanıyorum. Gün içinde çok kullandığım iki elektronik cihaz birbiriyle entegre şekilde çalışıyor ve dataları aynı yerden çekebiliyorum. Seneler önce bilgisayarı çaldırdım ama iCloud sayesinde o günün akşamında yeni aldığım Apple bilgisayara bütün dosyaları anında indirip sorunsuz şekilde çalışmaya devam edebilmiştim.

Bir aksesuarda sorun yaşadım, garantisi süresi 2 ay önce bitmesine rağmen hiç sorun etmeden bana yenisini verdiler. O gün kendimi o kadar özel hissettim ki, hiç alışık olmadığım şekilde sorgusuz sualsiz benim için böyle bir güzellik yapmaları çok hoşuma gitmişti, e işte böyle olunca da o markadan ve ürünlerinden kopamıyorsun.

Haftanın Fırsatına Bakarsak;
23-25 Ekim tarihleri arasında Antalya’da e-ticaret ve e-ihracat ile uğraşanların buluşacağı harika bir etkinlik olacak. Worldef’in yaptığı bu etkinlikte hem panellere katılma hem de yüzlerce insanla tanışma şansınız olacak. Siz de benim gibi orada olmak isterseniz buraya tıklayıp ME kodunu girerseniz panellerde %10, konaklamalı opsiyonlarda %15’lik indirimden faydalanacaksınız. Konuşmacı olacağım bu etkinliğe eğer gelecek olursanız lütfen haberleşelim, orada tanışıp bolca sohbet edelim.

Haftanın Etkinliklerine Bakarsak;
Salı akşamı İstanbul’da fiziki yapacağımız E-Ticaret Sohbetlerinde Black Friday döneminde satışları nasıl arttırabileceğimizi, Çarşamba günü Edenred Türkiye ile şirketlerin ciddi tasarruf edebilecekleri yemek kartlarını, Cuma günü de Kariyer Sohbetlerinde iş hayatına dair konuları konuşacağız.

Bu arada 31 Ekim akşamı Ankara’da birbirinden değerli konuklarla e-ticarette başarılı olmanı yolları hakkında konuşacağız, Ankaralı dostları etkinliğimize bekliyoruz.

Bütün online/fiziki etkinliklerimizi Faydalı Sohbetler sayfamızdan görebilir, eski yayınlarımıza YouTube kanalımızdan bakabilirsiniz.

Güzel bir hafta olması dileğiyle
Sevgiler
Murat Erdör

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here