15 Ocak 1929 yılında Georgie eyaletine bağlı Atlanta şehrinde dünyaya gelen King’in gerçek ismi Michael Luther King Jr.’dir. 3 kardeşten 2.si olan King’in bir ablası ve bir erkek kardeşi vardır. İlkokul, ortaokul ve lise eğitimini doğduğu şehirde tamamlayan King, lise bittikten sonra dede ve babasının da eğitim aldığı Marehouse College’de eğitim almaya başlamıştır. Buradan 1948 yılında mezun olan King, kolejde okurken hem rektör hem de yurttaş hakları lideri konumunda olan Benjamin Mayers’den etkilenerek ileride kendisini politik bir eylemci yapacak olan düşüncelere sahip olmuştur. 

Sosyoloji bölümünü bitirdikten sonra Teoloji Fakültesi’ne başlayan King, üstün başarı göstererek buradan birincilikle mezun olmuştur. Yüksek lisans eğitimi için Boston Üniversitesi’ne başvuran King, burada kendisiyle aynı alanda doktora eğitimi alan ve ileride eşi olacak olan Coretta Scott ile tanışmıştır. Çift 1953 yılında dünya evine girmiş ve çiftin ikisi kız ikisi erkek olmak üzere dört çocukları olmuştur.

Evlendiği yıl Montgomery, Dexter Avenue Baptist Kilisesi’nde pastör (papaz) olarak görev almaya başlayan King, 1 Aralık 1955 tarihinde Rosa Parks, Jim Crow yasalarına uymayı reddederek herkes tarafından tanından bir eylemci halini almıştır. Tanınmaya başlatan Martin Luther King, önemli protestolarda yer almaya başlamıştır. (Rosa Parks otobüste beyaz bir kişiye yer vermediği için tutuklandıktan sonra gerçekleştirilen Montgomery otobüs boykotlarında lider olarak yer almıştır.)

Ayaklanan siyahların başlattığı boykot yaklaşık 1 yıl sürmüştür. 5 Aralık 1955 tarihinde başlayan boykot, 21 Aralık 1956 tarihinde gerçekleşen mahkemede Yüksek Mahkeme’nin siyah yolcularında otobüste diledikleri yerde oturabilecekleri yönünde verdiği kararla son bulmuştur. Eylem sonucunda zafer elde etseler de eylem yaptıkları sırasında birçok olumsuzluklarla karşılaşmışlardır. Bu olumsuzlarların başından şiddet hatta evlerine gerçekleştirilen bombalı saldırılar yer almıştır. 

Elde etikleri zaferin ardından King, siyahi kiliselerin bir araya getirilmesi ve savunucusu olduğu yurttaş hakları konusunda yeni düzenlemeler olması için çağrıda bulunmuştur. 1957 yılında Güney Hristiyan Liderlik Konferansı’nın (SCLC) kuruluşunda yer almaya başlayan King, yaşamını yitirene dek burada düzenlenen tüm hareketlere öncülük yapmıştır. Her daim barışçıl bir tutum sergileyen Martin Luther King, 1961 yılında FBI tarafından takip edilmeye başlanmıştır. Bunun sebebi ise King’in insanları komünizm yanlısı olan düşüncelerle kışkırtacağı düşüncesidir. 

Martin Luther King, başlattığı hareketlerde şiddet olmamasına özen göstermiştir. Bu yaklaşımıyla medyanın da ilgisini çeken King’i destekleyen pek çok yazı kaleme alınmıştır. Medyanın ilgisi ve desteğini alan King, daha çok tanınmaya başlamıştır. Çalışmalarına ara vermeden devam eden King, 1963’te ünlü konuşmasını da yapacağı büyük hareketi düzenleyen 6 öncüden biri olmuştur. 

SCLC’yi temsilen katılacağı “İş ve Özgürlük için Washington’a Yürüyüş” adlı hareket konusunda kararsız kalan King, bu hareketin yurttaş hakları kanununun yasalaşması sürecini olumsuz bir şekilde etkileyeceğini düşünmüştür. Bu hareketin amacının değiştirilmesi ya da iptali konusunda John F. Kennedy ile aynı fikirde olan Martin Luther King, her ne kadar yürüyüşe karşı çıksada gerçekleşmesi yönünde başarısız olmuştur. 

Olumsuzluklara rağmen başarılı olan yürüyüşte eğitim kurumlarında siyah- beyaz ayrımı ve beyaz ve siyahların eşit ücretler alması gibi konular öne çıkmıştır. Washington tarihinin en kalabalık gösterisi olarak tarihte yerini alan yürüyüş yaklaşık 250.000 kişinin katılımıyla gerçekleşmiştir.  Martin Luther King, yürüyüş sonrası “I have a dream” sözüyle başladığı ve yüzlerce insanın dile getirmek istediklerini ifade ettiği ünlü konuşmasıyla hafızalara kazınmıştır. Yıllarca verdiği mücadeleyi konu alan 2014 yılı yapımı ‘Selma’ adındaki filmde de daha çok ‘Özgürlük Yürüyüşü’ üzerinde durulmuştur.

Martin Luther King’in 28 Ağustos 1963 tarihinde Lincoln Anıtı önünde yaptığı ünlü konuşma unutulmaz bir niteliğe sahiptir. Martin Luther King, kendi çocuklarının ten rengine göre değil karakteristik özelliklerine göre yargılanacağı, siyah ve beyaz çocukların bir arada kardeşçe büyüyebileceği, ırk ve din ayrımı yapılmayan bir dünyada yaratılabileceği yönündeki hayallerini dile getirdiği ünlü konuşması izleyiciler tarafından dakikalarca coşkuyla alkışlanmıştır. 

Yapılan hareketler sonucunda 1964-65 yıllarında Yurttaş Hakları Kanunu ve Oy Hakkı Kanunu çıkarılmıştır. Martin Luther King, Nobel Barış ödülü almıştır. Siyahların hakları konusunda atılan büyük adımlar ve gelişmeler King için yolun başıdır. Afro-Amerikalı Martin Luther King, beyazlarla siyahların aynı seviyede yaşamlarını sürdürebilmeleri için önem taşıdığından dolayı siyahlara tazminat verilmesini sıklıkla dile getirmiştir. Düşüncelerini 1964’te kaleme aldığı Neden Bekleyemeyiz’ adlı kitabından dile getiren politik isim, ırkçı olan beyaz kişilerce eleştirilere maruz kalmıştır. 

Güney bölgede büyük bir başarı elde eden King, bu başarısını Kuzey’e taşımak için Chicago’nun varoş mahallelerinden birine taşınmıştır. Buraya taşınmasındaki diğer amaç ise yoksullara destek vermek ile bölgedeki siyahların çektiği zorlukları göstermektir. Kendisi gibi yurttaşlık hakları savunucusu olan Ralph Abernaty ile birlikte Chicago’da birçok yürüyüş düzenleyen King, Güney’dekine göre Kuzey’de daha sert tepkilerle karşılaşmıştır. Bu tepkiler sonrası Martin Luther King müttefiklerle birlikte Güney’e geri dönme kararı almıştır.

Martin Luther King , hayatının son yıllarında komünizm destekçisi olarak görülmeye başlamıştır. Bunun nedeni ise, ABD’nin Vietnam Savaşı’ndaki rolünü eleştirmesidir. Amerika’ya için bulunduğu ithamlar nedeniyle dikkatleri iyice üzerine çekmiştir. Bu ithamlardan bazıları ‘dünyanın en büyük şiddet sağlayıcısı olduğu, Vietnam’ı Amerikan kolonisi haline getirmek istedikleri, çoğu çocuk yaklaşık 1 milyon Vietnamlının ölümüne sebep olduğu’dur. Komünizm destekçisi olmadığını göstermek ve bu algıyı yıkmak için konuşmalarında da dikkatli davranan Martin Luther King, kişisel görüşmelerinde demokratik sosyalizmi desteklediğini açıkça belli etmiştir.

3 Nisan 1968 tarihinde Mason Temple tapınağında 4 Nisan’da yaşayacaklarını hissetmiş gibi konuşmuş, konuşmasında ölümden korkmadığı, mutlu olduğu, yaşayacaklarının da önemsiz olduğu gibi sözler sarf etmiştir. 4 Nisan 1968’de kaldığı otelin balkonunda silahlı saldırı saldırıya uğrayan Martin Luther King, burada hayatını yitirmiştir. Suikast nedeniyle pek çok şehirde isyan çıkmış, bunun üzerine 5 gün sonra dönemin ABD başkanı olan Lyndon Johnson, ülke genelinde yas ilan etmiştir. Yas ilan edilen gün yani 9 Nisan 1968 tarihinde binlerce kişinin katılımıyla tarihin unutulmazları arasına adını yazdıran insan hakları savunucusu Martin Luther King, son yolculuğuna uğurlanmıştır.

Kaynak 1: Kutsal Kitap

Kaynak 2: Milliyet

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here