Yeşil marka kavramı nedir? Ne zamandır yeşil marka kavramı var? Hangi ihtiyaçtan dolayı oluştu?

Son dönemlerdeki iklim değişikliklerinden dolayı birçok çevre felaketleri yaşanmaktadır. Dünya’nın farklı yerlerinde çevre sorunlarından dolayı kuraklık ve sel baskınları olmakta, sera gazı salınımı arttığı için ozon tabakası zarar görmektedir. Ozon tabasının açılmasından dolayı zararlı ışınlar Dünya’ya direkt olarak gelmekte ve küresel ısınmaya yol açmaktadır. Bunun sonucunda da buzulların erimesi hızla artmakta ve yakın gelecekte deniz kenarında yer alan şehirlerin sular altında kalması gündemdedir. Birleşmiş Milletlerin raporuna göre anormal hava olayları, kuraklık, orman yangınları ve iklim değişikliğinden dolayı her yıl 150,000 kişi hayatını kaybetmektedir. Bir önlem alınmadığı takdirde ani sıcaklık değişikliklerinden ölümlerin, ozon tabasının delinmesinden dolayı cilt hastalıklarının artmasından, dengesiz yağışlardan dolayı sıtma vakalarının yaygınlaşacağından korkulmaktadır. Sadece yakın zamanda yaşanan çevre felaketlerinden dolayı milyarca US$ zarar edilmiş ve başta ulaşım ve tarım olmak üzere birçok sektör sıkıntıyla karşılaşmıştır. Çevreyle ilgili yaşanan doğal afetler insanların çevreyle daha fazla ilgilenmesini ve bu tip felaketlere önlem alma ihtiyacını doğurmuştur. Tüketicilerin ihtiyaç ve isteklerini yerine getirirken işletmenin de hedeflerine ulaşmasını sağlayacak doğa ile dost ürünlerin tasarlanmasından, ürünün kullanım sonrasına kadar uzanan süreçleri planlayan ve yöneten yeşil pazarlama faaliyetleri sonucunda yeşil marka kavramı ortaya çıkmıştır.

Yeşil marka olmanın kriterleri neler? Nasıl yeşil marka olunur?

Çevreye duyarlı, doğayı kirletmeyen, doğal kaynaklar ıbitirmeyen, geri dönüştürülebilen ya da muhafaza edilebilen ürünlere çevreci ürün veya yeşil ürün denmektedir. Greenwashing diye tabir edilen çevreci olmayan ürünlerin çevreciymiş gibi gösterilmesinden dolayı iyi niyetli tüketici yanlış satın almalara yönlendiriliyor, alışverişte gerçek yeşil ürünlerin etkisi yavaşlıyor, tüketiciler bu ürünlere inancını yitirebiliyor ve en önemlisi yavaş yavaş gelişmekte olan bu oluşum bir noktaya gelmeden bitiyor. Yeşil ürün özelliklerine bakıldığında insan ya da hayvan sağlığı için tehlikeli olmama, imalat, kullanım ya da ortadan kaldırma boyunca çevreye zarar vermeme, aşırı miktarda enerji ve diğer kaynakları tüketmeme, fazla ambalaj ya da kısa yaşam süresi nedeni ile gereksiz çöpe neden olmama, gereksiz kullanım gerektirmeme, hayvanlara işkence yapılmama ve çevreye zarar verecek zararlı materyaller kullanılmama gibi maddeler ön plana çıkıyor.

Yeşil marka olabilmek için sertifikasyon mekanizması var mı?

Bazı kişiler ürünlerin üzerindeki sertifikalarla tatmin olabiliyor ama çok daha bilinçli ve sorgulamayı seven tüketiciler çevreci ürünün üretim aşamasından marketlerdeki raflara gelene kadar olan süreçte doğanın en iyi şekilde korunduğunu bilmek istiyor. Yani üretildiği fabrikadaki koşulların çevreye zarar verip vermediği, buradaki atıkların iyi yönetilip yönetilmediği, son tüketiciyle buluşma anına kadar yapılan nakliyat işlemlerinin bile çevreci araçlarla yapılıp yapılmadığına dikkat ediyor.

Uluslararası büyük şirketler bu konuda hem kendi içlerinde yapılması gereken düzenlemeleri süratle yerine getiriyor hem de tedarik zincirini çevreci politikalar ve sürdürülebilir bir yapının üzerine kurmaya başlıyor. Bu tip büyük firmalarla çalışan ve bundan para kazanan tedarikçiler çevreyi korumaya yönelik konan kuralları uygulamaya başlıyor ve bu sayede büyük bir değişim başlıyor. Hammadde ve ambalaj sağlayan tedarikçinin her zaman denetlendiği, nakliyat işini yapan araçların temiz yakıt kullanıp daha az sera gazı emisyonunda bulunmaları, enerji sarfiyatı ve atık yönetimi konularında belli normların konulması sayesinde ürün raflara gelene kadar olabilecek en yeşil ortamlardan geçerek yeşil ürün olmayı hak ediyor. 

Yeşil marka olabilmek için hangi sertifikaları almak gerekiyor?

Dünyadaki yaşamı tehdit eden çevresel sorunlara karşı şirketler de pozisyon alıyor. Kimi yeşil ofise geçiyor kimi karbon salımını düşürüyor kimi ise iş süreçlerini yeniden yapılandırarak çevreye verdiği zararı minimize ediyor. İşte bütün bu çalışmalar sürdürülebilirlilik kavramıyla şirketlerin ajandasında yer alıyor. Sürdürülebilirlilik çalışmaları ise saygın kuruluşların sertifikalarıyla belgelendiriliyor. Bu sertfifikalar, şirketlerin çevreye duyarlılıklarını kamuoyuna kanıtlarken rekabette de büyük bir avantaj sağlıyor. En önemlisi şirkete itibar ve saygınlık kazandırıyor. Türkiye’den de pek çok şirket bu sertifikaları almak için çalışıyor.    

En Popüler 8 Sertifika:

1) CDP:

Karbon Saydamlık Projesi olarak biliniyor, dünyanın en prestijli sertifikalarından biri olarak kabul ediliyor.

2) EN 16001:

Etkili bir enerji yönetimi için sistemleri ve prosedürleri belirleyerek sistematiği kurmaya yardımcı oluyor. 

3) GRI:

Dünyada en çok uygulanan raporlama standardı. Sürdürülebilirlilik raporlarının belirli norma göre hazırlanması esasına dayanıyor.

4) LEED:

Binaların çevreye duyarlı ve yeşil olduğunu kanıtlayan dünyadaki en önemli sertifikalardan biri olarak kabul ediliyor.

5) ISO 14001:

Dünyaca bilinen ve kullanılan en etkili sertifiklar arasında. Çevre yönetim sistemi, tüm dünyada ISO 14001 standardı ile biliniyor.

6) ISO 14064:

Küresel ısınma problemi karşısında şirketlerin mevcut durumunu ve iyileştirme fırsatlarını tespit etmesini sağlayan önemli bir sertifika

7) OHSAS 18001:

İş sağlığı ve güvenliği standardı. Sürdürülebilirlilik yönetiminin belirli ideal normlarda sağlanmasını amaçlıyor.

8) SA 8001:

Bu sertifika şirketlerde işveren, tedarikçi, müşteri ve topluma karşı sosyal sorumluluğu belirliyor.

Bunların dışında EPA Energy Star, Öko-Tex 1000 gibi ekolojik etiket standartlarını sayabiliriz. Gıda ve ilaç dışı ürünleri kapsayan, ağırlıklı olarak tekstil, turizm, temizlik ürünleri, ev aletleri, elektronik eşyalar, kağıt ürünleri, inşaat malzemeleri gibi ürün gruplarını hedefleyen Avrupa Birliği’nin “Eko-Label” sertifikasını da unutmamak lazım. 1992-2010 arası 40 ülkeden (Türkiye dahil) eko-etiket alan 4764 ürün bulunmaktadır. Bunların sadece 16’sı Türkiye’den olup 15’i konfeksiyon ürünü, 1’i konaklama tesisine aittir. 15 etiketin 10 tanesi tek bir firma tarafından alınmıştır.

Dünyada yeşil marka olmak ürüne ve şirkete ne katıyor?

Yüzbinlerce firma arasından öne çıkmak ve farklılaşmak için firmalar birçok farklı strateji uygulamaktadırlar. Çevre sorunları arttıkça tüketici doğayla dost ürünleri üreten firmalara daha sempatik bakacaklar ve bu şirketlere olan saygıları artacaktır. Çevre ile ilgili sosyal sorumluluk projesi yapıp katkıda bulunan firmaların tüketicinin aklında kalması çok daha kolay olacak ve insanların aklına bu markalar geldiğinde her zaman olumlu bir düşünce içinde olacaklardır. Bugün gazete ve dergileri açtığınızda yaptıkları sosyal sorumluluk projelerini anlatan onlarca şirket tüketicilere “sizleri ve geleceğimizi düşünüyoruz” mesajı veriyor. Çevreci yaklaşımlar sayesinde markaların saygınlığı kesinlikle artıyor ve yakın zamanda çevre ile ilgili bir çalışması olmayan firmalar hızla hafızalardan silinecek, bundan hiç kuşkunuz olmasın.

Dünyada yeşil marka olarak anılan markalar hangileri? Bunu nasıl başardılar?

Yeşil marka olarak ilk akla gelenler Toyota, BMW, Danone, Starbucks, IKEA, Coca Cola, General Electric ve Starbucks gibi şirketlerdir. Bu markalar yeşil olarak anılıyor çünkü sunulan ürün veya hizmetleri gerçekten yeşil, markaların yaptıkları yeşil atılımlar görünür ve çevresel performansını tüketici kitlesine yansıtabiliyorlar. Seragazı ve zehirli gaz salımlarını düşürmeleri, atık yönetimine önem vermeleri, enerji ve su verimliliğinde başarılı olmaları, tedarik zinciri yönetimi ve lojistik kullanımı gibi konularında da başarılı olmaları bu şirketleri yeşil marka olmalarını sağlıyor.

Türkiye’de kimler yeşil marka olma yolunda ilerliyor?

Türkiye’de de bu konuda son senelerde ciddi atılımlar olduğunu gözlemliyoruz. Unilever Türkiye, BSH Ev Aletleri, TSKB, Arçelik, Bilim İlaç, Teknosa, TNT Türkiye, Migros ve Turkcell gibi markaları örnek olarak verebiliriz. Çevreyle dost ve geri dönüşüme olanak sağlayıp enerji ve su tasarrufunda bulunan akıllı binaları hayatımıza sokan inşaat şirketlerinin bazılarını ve yaşanabilir bir çevre için gerekli düzenlemeleri yapan bazı belediyeleri de yeşil marka kapsamına alabiliriz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here