Dijital sistemler gerçek dünya ile sanal dünya arasındaki bağları sıkılaştırmaya devam ediyor. İlk kez 90’lı yılların sonunda karşılaştığımız “internet” 2004 yılında en hızlı çıkışını yaşadı. Hala ivme kaybetmeden yoluna devam eden internette şimdi yeni bir kavram adından söz ettiriyor: “Internet of Things – Nesnelerin İnterneti!”. Yani daha da kısa ismi ile “IOT”.  Yaklaşık 10 yıl önce devasa bilgisayarlara 1 megabaytlık verileri alırken verdiğimiz komutların neredeyse yarı eforunu sarf etmeden, boyutları oldukça yüksek dosyaları saniyeler içinde dünyanın bir ucuna gönderiyoruz. Bundan birkaç yıl sonra ise verileri nereye, kime, ne amaçla göndereceğimizi tamamen makinelere bırakmış olacağız. Nesneler arasındaki bu iletişime ise günümüz teknolojisinde “IOT” diyoruz. Peki, son dönemlerin trendlerinden olan nesnelerin interneti, gelecekte bizlere nasıl bir dünya tasarlayacak? 

İletişim sağlayan makineler

Dijitalleşen dünyada, internet teknolojisinin ilerlemesi ile birlikte nesnelerin birbirleri arasında oluşturduğu iletişim kanalında kullanılan kodların çözümlenmesiyle ortaya çıkan nesnelerin dili, nesnelerin interneti olarak açıklanıyor. Birbirleri ile farklı kanaldan iletişim sağlayan makinelerin akıllı dil sistemi oluşturduğunu söyleyebiliriz. Çeşitli üniversitelerde bilim insanları nesnelerin birbirleri arasındaki iletişimini sağlamaya çalışıyordu. İlk örneklerini kahve makinesi ve bilgisayar arasında gerçekleştiren bilim insanları, daha sonra akıllı evler, akıllı buzdolapları, telefonlar geliştirerek sistemi geliştirmeye başladılar. Kamera düzeneği ile içinde bulunan anın bilgisayar ekranına yansıtılması, telefonlarda gerçekleştirilen 3 boyutlu görüntüler IOT sisteminin başlangıcı olarak sayılıyor. 

2020 yılında 50 milyar cihaz internete erişim sağlayacak

“Çevrim içi olmak” dediğimizde akla gelen internet ve bu erişimi sağlayan cihazların; telefon, tablet, bilgisayar, kameralar ve makineler dışında, bildiğimiz ve bilmediğimiz aletlerin dünya nüfusundan fazla olduğu biliniyor. 2020 yılında internete erişim sağlayacak cihazların sayısının 50 milyarı aşacağı tahmin ediliyor. İnternet ile birbirleri arasında iletişim kuran cihazlar ve kişisel bilgilerin paylaşılmasıyla sosyalleşen internet kullanıcılarının sayısı gün geçtikçe artmaya devam ediyor. Kişisel ve toplumsal bilgilerin nesnelerin arasında kodlarla ele geçirileceği ise büyük korkular arasında.

Ne kadar güvenli?

Nesneler, kendi aralarına kurdukları iletişim kanalında hala komutlarla hareket ediyor. Veri aktarımı kararını insanlara sormadan yapmıyorlar. Ağ şifreleri, vatandaşlık numaraları, kişisel zevkler, hobiler ve internet üzerinden aratılan bilgi erişim kodları ciddi düzeyde güvenlik sorunu yaratacağa benziyor. Deepweb kullanıcıları, dünya üzerinde internet erişimi olan noktalarda tüm kişisel ve toplumsal verilerin kaydedildiğini, sürekli olan güncellenen ve sonu olmayan bir kayıt sisteminin, internet kavramı bünyesinde arşiv olarak saklandığını vurguluyor. Nesneler arası iletişimin gelişmesi ile bu bilgilerin kullanılması ciddi bilgi savaşlarına yol açabilir. 

Güvenlik ilk sıradaki yerini koruyacak

Deepweb kullanıcıları IOT’un gelişmesi ile birlikte gelecek günlerde enformasyonun toplumlar arası biyolojik, kimyasal ve sıcak savaşlar doğuracağı ön görüyor. Güvenlik açığını kapatan ülkelerin gelecek günlerin güçlü toplumlarını oluşturması bekleniyor. Dolayısıyla ilk insandan günümüze kadar en öncelikli gereksinim olan güvenlik, dijital dünyada da biz insanların en önemli önceliği olmayı sürdürecek. 

*Bu yazı www.cnnturk.com sitesinde Murat Erdör’ün köşesinde yayınlanmıştır. Yazarın buradaki tüm yazılarına https://www.cnnturk.com/yazarlar/guncel/murat-erdor linkinden ulaşabilirsiniz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here