Sevgili Dostlar,

Çalışmayı oldum olası severim, hayatım boyunca hep çalıştım durdum, uykusuz geçen geceler, onlarca seyahetler, yapılan görüşmeler, sunumlar, toplantılar… Çalıştığım firmalarda hep daha iyisini yapalım, rakiplere fark atalım, sektörde ses getirelim diye koşturdum. Hatta o tempo yetmedi birde iş dışında da onlarca yerde konferanslara konuşmacı olarak katılmak, yeni insanlarla tanışmak ve bilgi paylaşımında bulunmak hayatımın en keyif veren şeylerinden birisi olmaya başladı. Zaman zaman bu tempoyu çok abarttım, belki sosyal hayat ve iş hayatını dengeleyemediğim dönemlerde oldu ama herkesin kendisine göre bir doğrusu var, bu da benim doğrumdu. Eminim benden çok daha zor şartlarda çok daha fazla çalışan abilerim, ablalarım, kardeşlerim oldu, o ayrı, emeğe, emekçiye her zaman saygım sonsuz oldu.

İnsanoğlu yaş aldıkça kendisini daha iyi tanıyor ve hayattan beklentisi daha da şekilleniyor. Bir süre sonra kariyer hedefleri olan ben aslında bu hayattan çok memnun olmadığımı farkettim. Hep bir firmanın genel müdürü olmak istemiştim ve olmuştum, şirket arabam olsun, iyi maaşım olsun, o olsun bu olsun, bunların hepsi vardı ama eksik bir şeyler vardı. Kendi kendime sorular soruyor, cevabını da ben veriyor, ama gene bir yere varamıyordum.

İşte bir süre bu şekilde kendi kendime düşünürken bir gün firmada bir olay oldu.Hem arkadaşlıklar pekişsin hem de aksayan işler yüz yüze konuşulsun diye ayda bir kez öğlen yemeklerini ekip olarak ofiste yiyorduk, konu konuyu açtı ve şu soru soruldu; “Gerçekleştirmek isteyip gerçekleştiremediğin hayalin ne?”

İşte o an çözüldüm, yapmak istediğim o kadar çok şey vardı ki, plaza katında tıkılıp kaldığımı ve hayatı kaçırdığımı fark ettim. O gün çokça düşündüm, ben kendime karşı sorumlu olmak, kendi işimi yapmak, hayal ettiğim sevdiğim şeyleri hayata geçirmek istiyordum. İçimde yanan ateş buydu işte, adına ister girişimcilik diyelim, ister kendi işini yapmak, ister hayallerinin peşinden koşmak ama o an benim orada olmamam gerektiğini anlamıştım.

O gün sadece girişimciliği ertelediğimi değil,  eğitim ve çocuk ile alakalı konularda çalışan vakıflarla işbirliği içinde olma isteğimi de ertelediğimi fark ettim. Toplumdan aldığımızı topluma vermemiz gerektiğini düşünüp bir şeyler yapıyordum ama bu istediğim boyutta değildi, o gün bununla alakalı da şeyler yapacağım dedim içimden.

Hikaye buraya kadar pek bir romantik değil mi? Ama gerçek hayatta bazen işler istediğimiz gibi olmuyor. Bazen bir şey yapmak isteriz, kendimizce bir sürü sebep bulur, daha başlamadan bundan bir şey olmaz deriz. Ya da o şeye başlarız ama en ufak bir zorlukla karşılaşınca bu işin olması çok zaman alacak en iyisi vazgeçelim der başka şeylere yoğunlaşırız.

Peki hikayenin devamında ne oldu, ne yaptın, nereye vardın, mutlu oldun mu diye soruyor musunuz? Çarşamba akşamı 1 saatiniz varsa gelin hikayenin geri kalanını da canlı canlı benden dinleyin.

Bu arada Ready For Change adlı platformumuz gün geçtikçe büyüyor ve yeni üyeleriyle zenginleşiyor.  Sizde Türkiye’de bir ilk olan bu platformun üyesi olmak isterseniz lütfen bu linke tıklayın, aramıza katılın.

Geçen hafta E-Ticaret Sohbetlerinde etkili pazarlama yöntemleri hakkında konuştuk, kaçırdıysanız videosu aşağıda. Gelecek hafta E-Ticarete Başlıyorum adlı eğitimde haftanın 3 günü beraber olacağız, aşağıdaki linklerden bakabilir, sayfama abone olup hatırlatıcı koyabilir, böylece eğitimlerimi kaçırmamış olursunuz.

Güzel bir hafta olması dileğiyle
Sevgiler
Murat Erdör

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here