İlk Mezuniyet Gecemizde Neler Yaşandı

0
137

Uzun zamandan beri yurtdışındaki “female entrepreneur” akımını gözlemliyor, Türkiye’de son senelerde farklı illerde akşamları yaptığımız E-Ticaret Sohbetlerine katılanların neredeyse %50’sinin kadın olduğunu görüyor, pratik zeka olmaları ve hızlı aksiyon almaları anlamında kadınların e-ticarette de çok başarılı olacaklarını düşünüyor, bununla alakalı ben ne yapabilirim diye kafa yoruyordum.

Herkesin kendisine göre bir düşünme ve tasarlama yöntemi vardır, mesela ben düşünüp sonrasında yazmayı sevenlerdenim, kafamda onlarca fikir oluşur, bunları yazar, sonrasında da bir yere varırım. 2021’in başlarında E-Ticaret Kadınlar Kulübü ile alakalı birçok şeyi tasarlamış ama nasıl başlayacağım konusunu tam netleştirememiştim. Bu esnada çok sevdiğim, iş yapış şeklini beğendiğim bir arkadaşım ile konuşurken hayalimdeki platformdan bahsettim. Yalın kanvas yaparak bir sonuca varabileceğimi söyledi ve yoğun temposu içinde bana zaman ayırıp bunu yapmamı sağladı. Notlar aldığım o kağıdı hala saklıyorum, bir sürü fikri buraya yazmışım, ihtiyaç ne, ne gerekiyor, kime ne sunmam lazım gibi çoğu şey artık önümdeydi.

Sektörden olan ve olmayan onlarca arkadaşım ile görüştüm, fikirlerini aldım, model sizce nasıl olmalı diye sordum ve sonunda ne yapacağıma karar verdim. Kadınlara eğitim veren 4-5 tane çok büyük firmanın sunduklarından farklı olmalı, finans, hukuk, markalaşma, girişimcilik gibi e-ticaret dışındaki konularda da eğitimler yapmalı, sektörden insanları da konuşmacı olarak davet edip gerçek hayatta neler olup bittiği ile alakalı bilgiler vermeli, 3-4 sene öncesine kadar eğitime gelen kadınlar gibi çok şey bilmeyen ama şimdi belli yere gelmiş kadın girişimciler konuşmacı olup nelerle karşılaştıklarını paylaşmalı, herkesin birbiriyle sohbet edip destek alabileceği Slack gibi bir kanala sahip olmalı, teorik eğitimin yanısıra isteyen kadınlara bir web sayfası yaptırmalı, hatta bir jüri kurup en çok oyu alan ilk 3 siteye hediyeler verirken birinciye web sayfasını hediye etmeli, katılan herkese sertifika verirken mümkünse fiziki mezuniyet töreni yapmalı ve burada yer alan girişimci kadınlara indirimli veya ücretsiz hizmetler sunan markalar olmalı diye düşündüm ve işe başladım. Yazdıklarımı okuyorum da amma çok şey yapmak istemişim ama bunların hepsini bir şekilde gerçekleştirdik.

Eğitim konularını aşağı yukarı belirleyince bunları kimler anlatabilir, hangi marka işin neresinde yer alabilir tek tek düşündüm ve ziyaretlere başladım. Her gittiğim firma “oo süper proje bizi de yaz” diyordu, bende tabi tabi yazarım ama “maddi olarak destekleyeceksiniz” değil mi dediğimde “tabi ki sen orasını merak etme” cevabını veriyordu. ilk 5 görüşmenin hepsinde bu cevabı alınca “oğlum Murat sanırım çok güzel bir iş çıkacak” demiştim içten içe, hatta bu kadar destek alacaksak projeyi 2-3 tık daha yukarıda tutup onu da yapalım bunu da yapalım gibisinden bir sürü şeyleri de kafamda oluşturmuştum.

Görüşmeler devam ederken web sayfasını yaptırıyor bir yandan da eğitimlerin verileceği platformda neler olmalı diye kafa yoruyordum. Plan basitti, her perşembe sabahı 09.30 – 12.30 arasında üç eğitim yapılacak, 8 haftadan 24 adet yayınımız olacak, arada da web sayfası yapma atölyesini yapacaktık. Buraya kadar herşey güzeldi ama pratikte hiçbir şey bu kadar kolay olmayacaktı çünkü onlarca detay vardı ve bunları sakin kafayla planlamak gerekiyordu.

Bir eğitimi kapatıp diğerini açacak olacağımdan eğitimleri saat kaçta bitirirsem bir sonrakine yetişirim diye planlıyor, konuşmacılara her hafta yayına bağlanacağı link ile bilgiyi ne şekilde göndereceğimi düşünüyor, üyelere hangi gün nasıl bir e-posta atacağımı tasarlıyor, konuşmacıların sunumlarını platformda bulunan kütüphaneye koyarken ne tip bir tasarımla koymam gerektiği üzerine kafa yoruyor, eğitimi kaçıranların tekrardan izleyeceği bölümde video kapaklarının nasıl görünmesi gerektiğini düşünüyor, banner tasarımlardan sosyal medya kanallarının yönetilmesine, markalara gönderilecek sunum dosyalarına kadar herşeyi ince ince planlıyordum. Haklısınız, uzaya araç göndermiyordum ama sıfırdan yaratılan bir projede herşeyin tıkır tıkır işlemesi için herşeyi tek tek düşünüyor sanki yarın derbi maçına futbol takımını çıkartacak teknik direktör gibi maçı kafamda 90 dakika oynatıp duruyordum.

Eylül ayında başlasak fena olmaz diye düşünürken hesaba katmadığım şeyler devreye giriyordu. Yaz ortasında yaşadığım sürpriz sağlık sorunu, öncesi sonrası derken neredeyse 15 gün süren bayram tatilinden dolayı iş hayatının tamamen durması ve Ağustos ayının sonlarında çıkacağım tatilden dolayı proje Ekim ayına kalmıştı, aslında iyi de olmuştu, hem insanlar Eylül’de şehre dönecek, işe güce alışmak zaten Ekim ayını bulacaktı, bende bu dönemde bol bol tanıtım yapardım. Amacım tatile çıkana kadar bütün markalarla anlaşmak, Eylül ayında da son dokunuşları yapıp finalize etmekti ama evdeki hesap çarşıya uymadı çünkü bazı firmaların bekletme ve belli bir zaman dilimi içinde geri dönüş yapma nezaketinde bulunmamalarından dolayı çok zaman kaybettik.

Sene boyunca beklediğim tatile mecburen bilgisayarımı alacaktım çünkü her perşembe akşamı Ready For Change adlı platformumda üyelere özel programlarım olacaktı, haftada 2 saatten birşey olmazdı ama yukarıda bahsettiğim sebeplerden dolayı E-Ticaret Kadınlar Kulübü için bilgisayarımla çok daha yakın bir ilişkim oldu. Her konu başlığı ile alakalı tek bir markayı davet ettiğimiz için birisi olumsuz geri dönüş yapmayınca beklemek zorunda kaldım, o firmadan olumsuz cevap gelene kadar rakip bir markayla görüşme yapmadım.

İş dünyasından bazı arkadaşlarla konuştuğumda çoğunun bir projeyle ilgili aynı anda 4-5 benzer firmaya teklif götürdüğünü, ilk kim dönerse onu kabul ettiğini hatta ortamı kızıştırmak için “A firması da bu projeyle ilgilendi, eğer ilgileniyorsanız hızlı olmanızı öneririm” gibi laflar ettiklerini öğrendim. Benimkisi Ankara terbiyesi midir, belki de ayıp olmasın diye düşündüğümüzden mi yoksa gereksiz hassas olduğumuzdan mı bilmiyorum ama ben bunu hiç yapmadım, hangisi doğru bilmiyorum ama emin olduğum tek şey o arkadaşlarımın ilerleyişi sanki daha profesyonel, en azından zaman kaybetmiyor ve hızlı ilerliyorlar.

Bizim yöntemle en az 20 gün bir firmadan cevap bekliyorsun, genelde de uzun beklemelerin sonunda cevap olumsuz oluyor, ben bu yüzden en başta olumsuz da olsanız lütfen erken geri dönüş yapın diyorum ama olmuyor işte. Herkesin kendisine göre farklı sebepleri var, mesela kimisi çok yoğun (?!?) oluyor, toplantı yapıyorsun, basit şekilde platformdan bahsedip ne istediğini ve bu projenin onlara ne katacağını anlatıyorsun, sonrasında e-posta ile teklifi gönderiyorsun, zaten proje net, anlatmışsında, sadece 1 sayfalık teklife bakılacak, evet veya hayır denecek ama “ben çok yoğunum teklifinize inanın bakamadım” cümlesini duyuyorsun. Kimisi ise yöneticisi ile konuşamadığını söylüyor ve ben “bilmemne hanıma ulaşamadım, en kısa zamanda sizi arayacağım” ile karşılaşıyorsun. Bir insan aynı binada hatta karşılıklı oturduğu kişiye nasıl ulaşamaz hiç anlamıyorsun ve beklemeye devam ediyorsun. Bunlardan en kötü olanı ise en başta biz varız dedikten sonra hiçbir şekilde telefonunu açmayan, 40 gün sonunda biz buna bütçe ayıramayız diyenler oluyor.  Bu kişilere bir gün sizde masanın o tarafından bu tarafına geçtiğinizde inşallah aynı şeyi yaşamazsınız diye iyi dileklerimi yolluyorum. En garip olanı ise toplantı yaptıktan sonra hiçbir şekilde geri dönüş yapmayanlar, öldü mü kaldı mı diye cidden merak edip mesaj gönderiyorsun cevap vermiyorlar, diyeceğin en fazla “biz yokuz” ama bunu bile yapmıyorlar, ne acı değil mi?

Bu yazdıklarım aslında bir konu başlığı altında uzun uzun yazmak istediğim şeylerdi ama konu konuyu açınca burada yazmış oldum, bu ve buna benzer olayları sadece bu projede değil başka projelerde de yaşıyoruz, eminim benim gibi onbinlerce kişinin buna benzer hikayeleri vardır, eğer sizde kurumsal hayatta karar vericilerden birisiyseniz ne olur karşınızdaki kişiye olumlu ya da olumsuz geri dönün, o bunu hakediyor, lütfen ama lütfen…

Neyse tatil bitti, İstanbul’a döndük, içerik olarak hala çok eksik var, herkese o kadar anlatmışız etmişiz bu yüzden program güzel olmalı, bu arada bize destek vermesi için belli başlı dernekler ve odalarla temasa geçtim, burada da yukarıda yazdığıma benzer şeylerle karşılaştım. Hadi markaları anladık, sonuçta onlardan bütçe istiyoruz ama yapacağı tek şey üyelerine duyuru yapmak olan çoğu derneğin maillerine geri dönmemesini çok anlayamıyorum. İçimden bir ses büyük işe giriştin Allah sonunu hayretsin derken bir ses ise arka fonda bu müzikle gaz verip duruyordu 🙂

Yukarıda bahsettiğim konuları bir sitemden ziyade içimi döküş olarak algılamanızı isterim. Bütün bu firmalar ve derneklere de sevgilerimi selamlarımı gönderiyorum, onlar sayesinde öğreniyor, varsa hatalarımızdan dersler almaya çalışıyor, bugün olmadı ama belki yarın çalışırız diyerek iyi niyetimizi koruyoruz.

Bu kadar yoğun tempoda bir sürü şeyle uğraşırken “yahu biz hiç başvuru sayısına bakmadık acaba başvuran kaç kişi oldu” dedim ve formu açtım. İşte o an ekrana baka kaldım, 500 küsür girişimci kadın çoktan başvurusunu yapmıştı, işte o an “oldu bu iş” dedim, modum tamamen değişti, bu sefer arkadaki fon müziği buna döndü.

Sonrasını zaten biliyorsunuz, 725 girişimci kadın ile eğitimlere başladık, hepsi aynı anda canlı yayınlara katılmasa da sonradan eğitimleri izleyen çokça kişi oldu, 30 Kasım salı akşamı da çok keyifli bir mezuniyet töreni yaptık. Ekranlardan tanıştığımız onlarca kadınla yüz yüze tanıştık sohbet ettik, ilk 3’e giren kadınlarımızı bolca alkışladık. Birinci olan girişimci kadına web sayfasını hediye eden Ticimax‘a, ilk 3’e girenlere hediyeler veren Marie Claire Bags ve Penti markalarına, bütün katılımcılara kitap hediye eden Ceres Yayınevine, bize ev sahipliği yapan Workinton‘a, video ve fotoğraf çekimleri ile destek olan Fotometrik 360‘a, ödülleri verirken konuşmaları ile geceye renk katan sevgili Handan Kömürcü‘ye, Beyza Toksoy‘a, Oğuzhan Söylemez‘e, projede destek olan bütün kurumlara ve birbirinden değerli konuşmacılara çok teşekkür ederim.

En büyük teşekkür tabi ki bu platforma güvenip bizlerle olan girişimci kadınlarımıza. Paylaştığınız çok güzel mesajlar, mezuniyet töreninde “beni yüreklendirdiniz sayenizde artık hayallerimin peşinden gidiyorum” diyenlerin verdiği manevi haz, o törene bebeği ve ufak çocuğu ile Bursa’dan gelenlerin verdiği enerji ile daha da güçleniyor, bir sonrakinde daha iyisini yapmak için çabalıyoruz.

Platformu ilerleyen yıllarda bambaşka boyuta getirdiğimizde dönüp bu yazıyı okuyacağım ve iyi ki başlamışım, iyi ki bu platformu büyütmüşüm ve binlerce kişinin hayatına ufakta olsa dokunmuşum diyeceğim…

Sevgiyle…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here