Kim derdi ki bir gün kıyafetlerimizi, sinema biletlerimizi, okuduğumuz kitapları iki dakika içinde internet üzerinden satın alacağımızı? Hatta mağazada bile zar zor beğenerek aldığımız ayakkabıları denemeden bir alışveriş sitesinden sipariş vereceğimizi? Kredi kart ödeme konusundaki güvensizliğin aşılması, çoğu ürün ve hizmetin internet üzerinden kolaylıkla alınabilmesi, ucuz ürünlerin yaygınlaşması, yoğun şehir hayatında zamansızlıktan, küçük şehirlerde ise alışveriş yapılacak yerlerin kısıtlığından dolayı internet üzerinden alışverişin cazip hale gelmesi sonucunda sektörde cirolar artmaya ve yeni aktörlerin bu piyasaya girmesine yol açtı. Tabi sektörün büyümesi başka sektörleri ve firmaları da büyüttü. Kimlere hareketlilik kattı diye bakarsak;

Müşterilerin sağlıklı şekilde takip edilebilmesi ve web sayfalarının son kullanıcı tarafından daha rahat kullanılabilmesi için satın alınan yazılım programlarında artış yaşandı.

Her kesimden insana ulaşabilmek için TV, billboard, gazete gibi mecralara reklam verilmesinden dolayı bu mecralara canlılık geldi.

Sadece internet üzerinden reklamın yetersiz olduğunu düşünülüp broşürlerin bastırılması ve ürünlerin en göz alıcı ambalajlarda gönderilmesi için yapılan özel paketler sayesinde matbaacılık sektöründe canlılık yaşandı.

Alışveriş sitelerine ürün veren tedarikçi firmalarından bazıları kendi başına marka olacak kadar cirolarını artırdı.

Ve tabi ki önceden ağırlıklı olarak B2B dağıtım yapan kargo şirketlerinin artık B2C segmentine yönelmesinden dolayı burada da işler yüksek bir ivmeyle arttı. The Economist’in 25 Ağustos 2012 sayısında yazılanlara göre son zamanlarda teslimat konusuyla alakalı önce ABD’de başlayan ve yavaş yavaş Avrupa’ya da yayılan bir değişim söz konusu. İngiltere Sanayiciler Derneği’nin birimi olan IMRG’nin (Interactive Media Retail Group) yaptığı araştırmaya göre her beş kişiden ikisi dağıtımdan kaynaklanan sorunlardan dolayı internet üzerinden alışveriş yapmayı kesti. Özellikle genç tüketiciler ebeveynleri gibi internetten sipariş verdikleri ürünleri evde beklemeyi istemiyorlar. Müşteriler ürünlerin hızlı ve güvenilir şekilde teslim edilmesini istediklerinden şirketler de buna göre stratejiler geliştirmeye başladılar. Bu sene Amerika’nın en büyük online perakende devi olan Amazon Amerika’nın en büyük şehirlerinde ve Londra’da dükkanlar içinde, şifresi önceden sms veya e-postayla müşteriye gönderilmiş olan, kilitli dolapları kiralayıp ürünleri buraya göndermeye başladı. İngiliz firması ByBox bu hizmet için ülkede bulunan 350 noktadaki dolaptan 2 pound alırken bazı firmalar bunun için ücret almıyor. Bu uygulama Almanların %90’ının evi veya işyeri Deutsche Post’un işlettiği ücretsiz dolaplara on dakika mesafede olduğundan büyük bir kolaylık sağlıyor. Fransa ve Türkiye’de ise posta işletmeleri bu hizmeti ücretsiz olarak vermeye başladılar bile. Kuzey Avrupa’da ise Estonya asıllı bir firma olan Cleveron, kredi kartı ile işlem yapılan dolapları hizmete sundu. Büyük dağıtım şirketlerin birisinin Amerika ve Kanada’da yakın zamanda 1000’den fazla dükkan ile sözleşme imzaladığı ve her hafta onlarca alışveriş merkezi ile anlaştığı da konuşulan diğer konular arasında.   Bu arada Kinek adlı firma belli yerlerdeki dükkanları KinekPoint olarak adlandırıyor ve kargoların buradan alınmasını sağlıyor. Müşteriden 3$ alan dükkanlar bunun 1$’ını Kinek’e veriyor. Kargosunu almaya gelen insanların aynı zamanda alışveriş yaptıklarını gören dükkan sahiplerinden bazıları bu hizmeti ücretsiz sunarak buradan elde ettikleri gelirin keyfini çıkartıyorlar.

Peki bu uygulama kimin için iyi?

Online ürün satış yapan şirketler için iyi bir uygulama çünkü kargonun sahibi evde veya işte yok diye geri dönmeyeceği için operasyonel yük azalacak, belki de birçok ürünü farklı yere göndermek yerine tek bir noktaya göndereceği için kargo şirketinden daha iyi fiyatlar alıp maliyetlerini azaltacak.

Müşteri için iyi bir uygulama, işyerine veya evine bağlı olmadan istedikleri adresten ürünlerini alabilecekler. Özellikle özel hayatının fazla bilinmesini istemeyenler işyerindeki arkadaşlarına ne sıklıkta alışveriş yaptıkları konusunda ipucu vermemiş olacaklar.

Çevre için iyi bir uygulama çünkü ulaşımın binlerce farklı noktadan belli başlı yerlere yapılmasından dolayı araçların yaktıkları yakıt azalacak ve doğaya olumlu bir yansıması olacak.

Kargo şirketleri için iyi bir uygulama, farklı adreslere gitmek yerine tek bir adrese gidip ürünleri bırakacak. Aldıkları ücretin azalmasını da eleman sayısının azalması ve kullanılan yakıtın düşmesi ile dengeleyecekler.

Bence burada yeni bir iş yapış şekli de olabilir. Mesela alışveriş merkezi içinde dolap için yer kiralayan firma oradaki dükkanlardan belli bir ücret karşılığında tanıtım broşürlerini buralara yerleştirecek. Dolaplar çok katlı mağazalarda yer alacaksa burada bulunan markalarla antlaşma yapıp onların indirim kuponlarını gene bir ücret karşılığında bu dolaplara koyacak. Hatta dolabından ürününü alacak kişinin bir takım alışveriş alışkanlıkları biliniyorsa (veya ilgili firmadan alınabiliyorsa), ya da o an alınan ürün biliniyorsa bunları tamamlayacak ürünlerin broşürleri ilgili firmalardan alınıp gene dolaplara konabilir. Kısacası kiralanan dolapların kirasını rahatlıkla çıkarabileceği gibi dolap içlerine konan broşür vs gibi şeyler sayesinde güzel paralar da kazanabilir.

Diğer taraftan özellikle Amerika gibi yerleşim merkezlerinde mesafelerin uzak olmasından dolayı doğan bu ihtiyaç Türkiye’deki dağıtım şirketlerinin hemen her yerde ofislerinin olması, merkezi yerlerdeki dükkan sahiplerinin sorumluluk almak istememesi,  alışveriş merkezlerinin küçük bir yer için bile yüksek kira bedelleri istemesi ve şifreyle açılacak bu dolaplar için imalatçıların kargo şirketlerinden uçuk ücretler talep etmesinden dolayı çok da işlemeyebilir. Ama önceden de belirttiğim gibi bu iş yapış şeklini iyi planlayıp akıllıca strateji geliştiren şahıs veya firmalar mutlaka olacak, belki de kısa zaman sonra başarı hikayelerini ardı ardına okuyacağız kim bilir?

http://vimeo.com/33031480

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here