Sevgili Dostlar,
Geçen hafta yazdığımız yazımıza çokça geri dönüş aldık ilginiz için çok teşekkür ederim. Bu hafta da pazarlama ve iletişim trendleri hakkında kısa kısa yazacağım.
2026’ya giderken pazarlama ve iletişim dünyasında daha çok konuşan değil, daha anlamlı bağ kuran markalar ön plana çıkacak, her kanalda görünür olmaya çalışmak yerine doğru insanla, doğru anda, değerli bir mesajla buluşmak kritik hâle gelecek ve iletişim veriyle beslenen, daha bütünleşik ve stratejik bir yapı üzerinden ele alınacak.
Yapay zeka ve otomasyon verimlilik tarafında önemli bir rol oynarken, güven, şeffaflık ve insan hikayeleri markaların duygusal bağ kurmasını sağlayan temel unsurlar olarak öne çıkacak. Şirketler “ne pahasına olursa olsun büyüme” yaklaşımından uzaklaşıp, mevcut müşteriyi korumaya, sadakati artırmaya ve sürdürülebilir etki yaratmaya odaklanacak.
Dijital pazarlamada hiper kişiselleştirme, doğru içgörü ve deneyim tasarımı fark yaratırken; gıdadan teknolojiye kadar tüm sektörlerde tüketici artık yalnızca ürünü değil, markanın değerlerini, duruşunu ve kendisiyle kurduğu ilişkiyi eskisine göre daha fazla önemseyecek.
Kısacası 2026, hızın değil anlamın, niceliğin değil etkinin, teknolojinin değil insanla birlikte kullanılan teknolojinin yılı olurken güven, duygusal bağ kurma, şeffaflık, teknolojiden faydalanırken insana doğru şekilde yaklaşım gibi kavramlar ön plana çıkacak.
Bu parıltılı lafları, pazarlama jargonlarını bırak da halk diliyle tam olarak ne ön plana çıkacak diye soracak olursanız, ışık hızıyla gündemin değiştiği, ağzımızı açık bırakan onlarca olaya şahit olduktan sonra bence 2026 senesinin açık ara en önemli konusu güven olacak.
Paramı yatırdığım bankaya, sebzemi aldığım manava, etimi aldığım kasaba, kahvemi aldığım mekana, sırlarımı paylaştığım dostuma, işyerinde dertleştiğim arkadaşıma, hizmet aldığım resmi kuruma, markamı emanet ettiğim reklam ajansıma, pazarlama işimi yapan dijitalci arkadaşa, kısacası her şeye ve herkese güvenmek isteyecek, verdiğimiz paranın karşılığını aldığımız markalardan alışverişe devam edecek bizi çok önemsemeyip standartın altında hizmet veren kurumlara güle güle diyeceğiz.
Satın alma gücünün düştüğü, insanların bir ürün alırken çokça seçeneğe baktığı bu günlerde hizmet kalitesini bozmayan, artan maliyetleri mazeret gösterip fiyatlarını anlamsızca artırmayan, verdiği sözü tutan işletmeler ayakta kalmakla kalmayıp işini fazlasıyla büyütecek, işini ilk günkü gibi aynı titizlikle yapanlar emin olun günün sonunda kazanacak.
Senenin son bültenini bitirmeden, belli de olmaz belki haftanın ortası senenin son günü bir bülten daha paylaşırız, yakında başlayacağımız güzel bir projeden bahsedeyim. 2020 senesinin Ekim ayında abonelik modeli ile Türkiye’de kendi alanında ilk ve tek olan Ready For Change adlı platformu kurmuş, yüzlerce üye ile her perşembe akşamı online buluşmuş, o ayın konusu özelinde sohbetler etmiş, çok değerli konuklar ağırlamış, iş dünyasını ilgilendiren konular hakkında bilgiler edinmiş ve yeni insanlarla tanışmıştık.
Pandemi ile beraber üye sayımız daha da artmış, evlere kapandığımız bu dönemde bu platform sayesinde harika bir arkadaşlık ortamı kurmuştuk. İki sene boyunca çokça ses getirdiğimiz bu platformu bir süreliğine sessize almıştık ama uzun zamandan beri eski üyelerden gelen tekrardan başlayalım talepleri, insanların hala belli konuları konuşabilecekleri arkadaşlara ihtiyaç duyduklarını gördüğümden yakın zamanda hem online hem de fiziki buluşmalar için bu platformu tekrardan canlıya alacağız.
Siz de değişen dünyaya ayak uydurmak, yalnızlık duygusundan uzaklaşıp sosyal ve fayda üreten bir kitleyle bir arada olmak istiyorsanız ön talep topladığımız bu formu doldurabilirsiniz.
Güzel bir hafta olması dileğiyle
Sevgiler
Murat Erdör


























