Kısaca kendinizden bahseder misiniz?
Ben New York merkezli Thisis212 isimli dijital pazarlama ajansın kurucu ortağıyım. Aslında hikayem buradan cok uzaklarda basladı. 1986 yilinda Malatya’da doğdum. İlkokul eğitimimi orada aldim. Sonrasında babamin tayini dolayisiyla 3-4 yıllığına İstanbul’a taşındık. Babam emekli olunca tekrar Malatya’ya dönmekti planımız. Tabi hayat bizim planlarimiza pek uymuyor ve 17 Agustos depremi ile evimizi kaybedince babamı Istanbul’da yasamaya ikna etmemiz için cok ilginç bir yol izlememiz gerekti, o dönem çalıştığı İş Bankası CEO’suna mektup yazıp babamı ikna etmelerini rica etmiştim. Sağ olsunlar o konuda cok destek oldular. Böylece önce Cağaloglu Anadolu Lisesi ardından Marmara Üniversitesi Almanca Işletme bölümü derken yolum önce Almanya ile kesişti. Almanya’da aldığım egitimin sonrasında hayalimdeki mesleğin pazarlama olduğunu idrak edip o yönde adımlar attım. Mercedes Benz, Coca-Cola İçecek, Soyak İnşaat gibi farklı sektörlerde yer alan kurumsal şirketlerin pazarlama ekiplerinde yaklaşık 5 yıl çalıştıktan sonra girişimci olmak için ilk adımı attım ve istifa ederek soluğu dil eğitimi için Amerika’da aldım. Los Angeles’da yaklaşık 1 yıl yaşadıktan sonra NY’a yerleştim ve ilk şirketimi burada kurdum. Evliyim, 8 aylık bir bebeğim var. Girişimci bir anne olarak New York’daki serüvenime devam ediyorum.
Kendi işinizi yapmaya nasıl karar verdiniz? Bunu yapmaya karar verirken kimden destek aldınız?
Sanırım bu çocukluktan geliyor. Ben evin tek çocuğuyum, o yüzden fazla ilgi ve gözetimle büyüdüm. Şöyle bir anim mesela; 5-6 yaşlarındayken eve gelip ben para kazanmak istiyorum, kapının önünde çekirdek satacagim dedim. Tabi ki annemler izin vermedi, dayım gelmişti o hafta sonu ona da söyleyince bana meyve kasasını ters çevirip bir tezgah yaptı çekirdekleri koydu önüme, hadi sat dedi madem heveslendin. Hava kararmaya başladı bende satış yok. Dayım gelip tüm çekirdekleri satın aldı ve böylece ilk girişimim ayni gün sona erdi.
İkinci girişimcilik kararım ise üniversite’den mezun olduktan 1 yıl sonraydı. Coca-Cola’da çalışıyordum, işimden ayrılmıştım. En yakın arkadaşım moda sektöründeydi, kendimize online site kurup, canlı kombinler yapabileceği bir site yapma fikri bulduk. Yaklasik 10 yıl önce, çevremizde web sitesi yapmayi bilen sadece 1 kişi var, ailelerimiz asla destek vermiyor. Kurumsala geri dönmemi istiyorlar. Paramız olmayınca yakınımızdan yardım istedik yapmadı sağolsun. Sonra o zaman meşhur olan bir iki blogger tanıdığımızla iletişime geçtik. Bu internette moda ile girişimler bitti artik gec kaldınız dediler. Biz de kimseden destek görmeyince pes ettik, arkadaşım aile isine geri döndü ben de kurumsala. O sizin fikre ne oldu derseniz yaklasik 1 sene sonra nerdeyse aynısını yapıp büyük bir yatırımla pazara girmişlerdi. Billboardlarda reklamı gören web sitesi yapan tanıdığımız bizi arayıp fikriniz var mi kızlar hemen yapıp ortak olalim dedi ama biz artık o sayfayı kapatmıştık.
Beyaz yakali hayatıma devam ederken sürekli lansmanı yapılan startupları, trendleri inceliyordum. Daha önce edindiğim tecrübenin de etkisiyle yeni birşeyler deneyeceksem bunun Türkiye’deki girişimcilik ekosisteminde çeşitli zorluklari olacağını biliyordum. Bu nedenle hem İngilizcemi geliştirmek hem de büyük bir pazarda kendimi ve yeteneklerimi test etmek için Amerika’ya taşındım. En büyük desteğim yine ailem oldu. Babam dil eğitimim için oturduğu evi satıp beni buraya gönderdi. Tabiki bunun da yükü ve sorumluluğu omuzlarımdaydı. O yüzden burada başarılı olmaktan başka bir çarem yoktu.
Ne üzerine bir iş yapıyorsunuz? Başka iş fikirleri varken neden bu işi yapmaya karar verdiniz?
Kurucu ortak olarak bulunduğum iki farkli sektörde hizmet veren sirketimiz var. İlki klasik reklam ajanslarından sıyrılıp “Collective” olarak yeni bir yapılandırmayla markalara pazarlama ve dijital deneyim hizmetleri sunan “Thisis212” isimli girişimimiz. Burada müşterinin ihtiyacına en uygun, o alanda tutkulu, yetenekli ve deneyimli kreatifleri bir araya getiriyoruz.
Yaratıcı ekibimizi en cok uzmak oldukları ve tutkulu olduklari alanlara göre kategorize ettik. Örnegin tutkulu alanı moda olan bir video sanatçısını hiç haz duymadığı bir sektör olan sağlık endüstrisiyle ilgili reklam çekimine göndermeyeceğiniz bir yapı. Bir yetenek havuzu düşünün, müşteriden gelen brief bizim tarafımzıdan öncelikle değerlendiriliyor. Bu projeye en uygun olduğunu düşündüğümüz kreatiflerle projeyi paylaşıyoruz. Uzmanlığı ve tutkusu bu yönde olan ve projede bulunmak isteyen kişilerle bir proje grubu oluşturup işimizi teslim ediyoruz.
Böylece kreatif ekip hem tutkusu olduğu bir projeyi hayata geçiriyor hem de bir sonraki projede yer alabilmek için kendini gösterme firsatı buluyor. Müşteri ise alışkın olduğu kurumsal bir süreç yönetimiyle daha yaratıcı bir proje teslim alıyor.
Kasaım ayında lansmanını yapacağımız el yapımı organik oyuncak markamiz “Cuddoll” ise yaklaşık bir senedir üzerine calıştığımız bir proje. Çoğumuzun çocukluktan bugüne taşıdığı onun için çok özel olan ve çoçukluğunu hissettiren bir bebeği, arabası, ya da bir oyuncağı vardır. Ben de kızım Myra’ya böyle bir oyuncak hediye etmek istemiştim. Ama aynı zamanda sağlıklı ve kaliteli olması önemliydi. Bu arayış bizim projemize de ilham oldu. Sonrasında bir sosyal sorumluluk projesine dönüştü. İstanbul’da bir atölyemiz kuruldu. Hem egitim veriyoruz, hem calışmak isteyen kadınlarımızın meslek edinmelerine yardımcı oluyoruz, hem de ürettikleri oyuncakların hepsini satın alıyoruz. Böylece onların hem boş zamanlarını daha verimli bir şekilde değerlendirmelerine hem de hayallerini gerçekleştirmelerine yardımcı oluyoruz. Bizim için cok heyecanlı ve gururlu bir süreç. Ekipteki herkes ailemiz gibi oldu. Sevgiyle ördüğümüz oyuncakları, yine sevgiyle çocuklarla buluşturacağız.
Bu işi yaparken ne tip sıkıntılarla karşılaştınız ve bunları nasıl aştınız? Sizce kendi işinizi kurarken nelere dikkat etmek gerekiyor? Hangi konularda bilgi sahibi olmak gerekiyor?
Girişimcilik ekosisteminde en büyük sınavlardan biri sabırlı olmak. Pes etmemek bu işin mottosu. Özellikle işin kuruluş aşamasinda çevrenizde yapamayacağınızı söyleyen, konfor alanınızdan çıkmamanızı önerecek kişiler olacak, ya da kuruluş sermayesinin yetersizliğinden dolayi 7/24 calismanız gerekecek ve neredeyse butun sorunlarla sizin tek basınıza mücadele ediyor olmaniz gerekecek. Bu zorlu süreçte sorunlara değil, hedefe odaklanmak cok önemli. Ben bir hayal insanıyım, çocukluktan beri hayalini kurmadığım hiç bir şey yaşamadim. O yüzden herkese hayal kurduklarinda içlerinde kelebekler uçup, yüzlerinde tebessüm oluyorsa doğru yolda olduklarina inanıp devam etmelerini öneriyorum.
İş hayatında kadın olarak yer almanın zorlukları var mı sizce? Varsa nelerdir?
İş hayatındaki zorlukların çoğu cinsiyet farki gözetmeden herkes için ortak. Yalnız bazı temel şeyler de özellikle kadın olmanın dezavantajını çağımızda hala yaşıyoruz. Geçtiğimiz yıl Forbes’ta bir araştırma yayınlandı ve yatırım alan startupların kurucusu erkek olanlar kadin olanlara gore 16 kat daha fazla. 2016 yilinda 5,839 male-founded sirket VC yatirimi alırken, sadece 359 women-funded şirket yatırım aldı. Her ülkede, her alanda bu cinsiyet eşitsizliği sorunuyla karşı karşıyayız. Bu noktada hepimize görevler düşüyor. Biz kendi şirketlerimizde pozitif ayrımcılık yapıp, projelerimize kadınları daha fazla nasıl entegre ederiz ve istihdam sağlarız diye bakıp öyle hareket ediyoruz.
Yaptığınız işten istediğiniz sonuçları alabildiniz mi? İleriye yönelik koyduğunuz hedefler nelerdir?
Hem şirket hem de kişisel olarak hayatın bana sunduğu her şeyi doğru değerlendirip hedef ve hayallerime kavuştuğumu söyleyebilirim. Gerçekleşen her hedef, ekip olarak bizim daha fazlasını, daha yaratıcı işleri arzulamamıza sebep oluyor. Her şirketin kendi dinamiklerine göre kısa ve uzun vadeli hedefler var. Bunların dışında kendi adima şunu söyleyebilirim ki hayatımda attığım her adım şunu içeriyor; sevgiyle ve tutkuyla iş yapmak.
İnanin sevgi, mutluluk ve sabırla atilan her adım eninde sonunda doğru bir noktaya geliyor.
Şirketler değişiyor, ekip değişiyor ama amacınız buysa hedefiniz doğru yoldan hiç şaşmıyor.
Kendi işini yapmak isteyen kadınlara neler tavsiye edersiniz?
Benim kendi deneyimlerimden esinlenirsek, gerçekten inandıkları bir fikrin sonuna kadar arkasından gitsinler. İşinde uzman kişilere danışmak iyidir, ama herkesi dinleyip kendi kalp süzgeçlerinden geçirip son kararı içlerindeki ses versin. Sonradan keşke demek, yapıp başarısız olmaktan bence daha kötü bir durum.
Ortaklarini ve çalışacakları kişileri çok iyi seçmeleri gerekiyor. Olumsuz, motivasyonu düşük kişilerle yola çıkmak ve baslangıç aşamasındaki o zorlu dönemden birlikte geçmek gerçekten çok zor. Eğer karşılıklı güven, motivasyon ve anlayışla kurulan bir ortaklık veya ekibiniz yoksa ortaklık yoluna gitmemelerini öneririm. Bu durumda tek çalışmak daha iyi bir seçenek olabilir.
Girişimcilikte başarılı olmanın bir formülü eğer bence sabır olurdu. İnandıkları projede sabırla ve süreklilikle devam etsinler. Kimseden motivasyon beklemeden, kendinizi her gün bu projenin başarılı olacağına inanarak, hayal ederek calışmaya devam etsinler.
Konuyla ilgili sizden fikir almak isteyenlerin size ulaşabileceği bir e-posta adresi veya veya yaptığınız işle ilgili bilgi almak isteyenlerin girebileceği bir web sayfası var mı?
Öncelikle cok teşekkür ederim bu güzel sohbet için. Bana mail adresimden ve Linkedin hesabımdan her zaman ulaşabilirler.
