Murat Erdör

2025 stratejinizi şekillendirecek 15 sosyal medya trendi

Sosyal medya trend döngüleri her zamankinden daha hızlı ilerlerken kendimize şu soruyu soruyoruz: 2025’te neler dikkat etmeye değer?

Trendlerin günler içinde bir uçtan diğerine dönüşüm geçirdiği 2024 sosyal medyasına hoş geldiniz.

Hedef kitlenin dikkat süresi dibe vururken markalar yaratıcılığın sınırlarını zorluyor. Bu işe bir de üretken yapay zekâ, TikTok Dükkânları ve işletmenin etkisini artırması gittikçe daha çok beklenen sosyal medya katılınca en uzman pazarlamacının bile başı dönüyor.

Ama kendinizi kaybetmenize gerek yok, dostlarım. Çözümler bizde. İşte 2025’e girerken bilmeniz gereken en iyi 15 sosyal medya eğilimi ve bunları hesaplarınıza katmanıza yardımcı olacak eyleme dökülebilir ipuçları.

1. Yapay zekâ sosyal dünyanın kalıcı bir parçası

2022’nin sonlarında ChatGPT’nin piyasaya sürülmesi AI devriminin başlangıcını işaret etmiş olsa da AI kullanma konusunda esas hızlanma 2024’te gerçekleşti. Bugünlerde sosyal medya platformları ve pazarlamacılar içerik üretimini kolaylaştırmak ve sürecin her bir aşamasına bilgi katmak, ilham vermek ve bu aşamaları şekillendirmek için yapay zekâ kullanımını benimsiyor.

Özellikle sosyal platformlar AI destekli etkileyici ürünleriyle başı çekiyor, bunun yalnızca başlangıç olduğundan da eminiz.

Meta’nın bu yılın ilkbaharında piyasaya sürülen yapay zekâsı içerik üreticilerine içerik önerisinde bulunmaktan müşteri sorularına anında cevap vermeye dek çeşitli fırsatlar sunuyor. Konuşmalar sırasında özel yanıtlar ve içgörüler bile oluşturabilmesi onu hem müşteri hizmetleri hem topluluk etkileşimi anlamında güçlü bir araç hâline getiriyor.

LinkedIn ise AI tarafından oluşturulan konu önerileriyle alakalı LinkedIn üyelerinin katkılarını bir araya getirip iş birlikli makaleler üretiyor. Ortaya çıkan yazılar hem platforma hem kullanıcılarına fayda sağlıyor: Üyeler kendilerini düşünce liderleri olarak konumlandırma fırsatını elde ederken LinkedIn topluluğunu platformda daha uzun süre tutan içerikler ediniyor.

Bu durum yalnızca Meta ve LinkedIn’le de sınırlı değil. X (Twitter) AI uygulamasını eğitmek için tweetleri kullanıyor, TikTok’un Symphony Assistant uygulaması içerik üreticilerinin trend konuları keşfetmesine imkân sağlıyor, Canva’nın AI araçlarıysa yalnızca bir tarif üzerinden kişiye özel tasarımlar oluşturabiliyor.

Bizler de Hootsuite’te yapay zekânın sosyal stratejiyi nasıl dönüştürebildiğine ilk elden şahit oluyor ve özelliklerimizi buna göre düzenliyoruz. OwlyWriter AI gibi araçlar içerik üretimini hiç olmadığı kadar kolaylaştırırken sosyal performans skorumuz içeriklerinizin performansına dair net, haftalık bir resim çiziyor.

Eğer bir anda herkes yapay zekâ kullanmaya başlamış gibi hissediyorsanız bunun sebebi sahiden öyle olması.

Sosyal pazarlamacılar için mesele artık yapay zekâ kullanıp kullanmamak değil, onu nasıl kullanacağını bilmek. İşler de tam bu noktada ilginç bir hâl alıyor.

Hepimiz yazma sürecini kısaltmak için ChatGPT kullanmayı biliyoruz fakat Hootsuite’ün Sosyal Medya Trendleri Raporu yapay zekânın içerik üretiminde yalnızca yararlı bir araç olmaktan öteye gittiğini gösteriyor.

Bunu yerine pazarlamacılar AI’yı sosyal stratejilerini geliştirmekte, karmaşık notları düzenli sunumlara çevirmekte ve yeni fikirler için beyin fırtınası yapmakta kullanıyor. Yani AI işleri çalan bir hırsız değil, bir düşünce ortağı oluveriyor.

Uzun lafın kısası ne mi? AI sakınacağımız bir şey değil; rekabet ortamında var olmak istiyorsanız uzmanlaşmanız gereken hayati bir araç.

Yapılacaklar listesi:

2. Sosyal pazarlama = performans pazarlaması

Sosyal medyayı etkileşim ve marka farkındalığı için bir kanaldan “ibaret” görmek kolay fakat sosyal medyanın gelir getiren bir performans kanalı olma potansiyeli gittikçe artıyor.

Bu ne demek?

Performans pazarlaması ölçülebilir işletme sonuçlarını en iyi yatırım getirisiyle ilerletmektir (örn. satış, müşteri kazanımı vs.)

Şu ana dek sosyal medyayı bu işletme ölçütleriyle bağdaştırmak güçtü. Sosyal medyadaki başarı genelde beğeniler, yorumlar ve paylaşımlar gibi “vitrin ölçütleri”yle hesaplanıyordu.

Bunlar önemli olsa da gelirle net bir bağlantı sağlamıyor. Bu da sosyal pazarlamacıların stratejik iş konuşmalarında takdir edilmemiş ve göz ardı edilmiş hissetmesine yol açıyordu. Yeni işe alımlar, daha iyi araçlar ve daha yüksek bütçeler için paydaşların desteğini sağlamayı da zorlaştırıyordu.

Ama merak etmeyin! İyi bir haberimiz var: Bu durum nihayet değişiyor.

Sosyal dinleme ve gelişmiş sosyal medya analizi gibi araçlar sayesinde sosyal medya pazarlamacıları artık çalışmalarının yatırım getirisini kanıtlayabilir ve sosyal faaliyeti gerçek bir işletme çıktısıyla bağdaşlaştırabilir.

Müşteri düşüncesine, yeni trendlere ve rakiplerin zaaflarına ilişkin anında elde edilen içgörülerle şöyleyken:

Sosyal medya gönderilerimiz bu ay 2,375 beğeni ve 842 yorum aldı.

… şöyle olabilirsiniz:

Sosyal dinlemeyle müşterilerimizin rakiplerin müşteri hizmeti bekleme sürelerine ilişkin şikâyetlerini tespit ettik. O yüzden biz de “Bekleme Yok” kampanyasını yapıp ücretli ve organik sosyal medya gönderileriyle piyasaya sürdük. Sitemize bu şekilde %35 daha fazla trafik sağlandı ve yeni müşteri üyeliği de %10 artış gösterdi.

Derinlemesine sosyal veriler daha akıllı pazarlama bütçesi tahsisini sağlayabilir ve ürün geliştirmeyi, müşteri hizmetlerini ve kurumsal stratejiyi ilerletebilir.

Önümüzdeki yıl daha fazla marka temel bir performans kanalı olarak sosyal medyaya eğilerek ölçülebilir büyümeyi artıracak ve paha biçilmez iş zekâsı üretecek. Dinleme ve veri temelli strateji anlamında becerikli olan sosyal medya pazarlamacıları sonuçlarını geliştirmekle kalmayıp söz gelimi masada kendilerine yer bulacak ve şirket pazarlama bütçesinden daha büyük bir pay elde edecek.

Yapılacaklar listesi:

3. Trend yakalama ve trend detoksu

Sosyal trendler (ve daha da sık görüldüğü üzere mikro trendler) öyle hızla başlayıp bitiyor ki pazarlamacılar genelde katılsalar mı geri mi dursalar diye düşünmek için anlamlı bir zamana sahip olmuyor.

Sosyal medya yöneticilerinin %82’si güncel trendlerden haberdar olduğunu söylerken bu trendlere her defasında katılmanın iyi olacağını düşünenlerin oranı çok daha az. Bir miktar geri çekilmek gerekiyor.

Temelinde bir strateji olmaksızın bir viral olaydan diğerine atlayan markalar samimiyetsiz görünme ve en nihayetinde takipçilerini rahatsız etme (veya neredeyse birbirinin aynısı bir dizi gönderinin arasında kaybolma) riskini alıyor.

İşletmeler ve içerik üreticileri “brat” akımına katılarak bu yaz sosyal medyayı yeşile boyadı.

Peki, bir trende ne zaman katılmanız gerektiğini nereden bileceksiniz?

İki uç yaklaşım söz konusu: Bunlar trend yakalama(tüm büyük trendleri sosyal stratejinize katlamak) ve tam tersi olan trend detoksudur. (İkincisi Jack Appleby’nin bir markanın kimliğine ve hedeflerine uygun orijinal içerik üretmek için güncel olaylara dâhil olmaya kasıtlı olarak ara verme konseptidir.)

Neyse ki illa bu iki uçtan birini seçeceksiniz diye bir şey yok. Bağlama bakmak ve stratejik, veriye dayalı kararlar vermek akıllıca bir orta noktadır. Sosyal dinleme araçları da tam da bunu yapmanıza yardımcı olabilir.

Sosyal dinleme markaların ortaya çıkan trendleri tespit etmelerine yardımcı olmakla kalmaz. Ayrıca pazarlamacıların bir trendin alaka düzeyini ve arkasındaki düşünceyi ölçmelerine, ömrünü tahmin etmelerine ve viral ana katkıda bulunan anahtar noktaları belirlemelerine yardımcı olur.

Bu öngörülerle markalar, hangi trendlerle etkileşime girecekleri ve ne zaman geri adım atacakları konusunda bilinçli kararlar verebilir.

Her iki durumda da önemli olan esnek olmak. Sosyal pazarlamacıların %27‘si ister viral bir ana katılmak ister stratejik olarak frene basmak anlamına gelsin, içerik stratejilerini güncel trendlere göre düzenli olarak ayarladıklarını söylüyor.

Şu anda sosyal pazarlamacıların yalnızca %29‘u trend takibi için sosyal dinlemeyi kullanıyor ancak bunu yapanların çoğu işletmeleri üzerinde olumlu bir etki gördüğünü bildiriyor.

2025’te bu kadar marka ortaya çıkan her yeni trende balıklama dalmayacak. Bunun yerine çoğu, kendileri için uygun olan anı dikkatlice seçmek amacıyla sosyal dinleme içgörülerini kullanacak ve bir trend onlar için anlamsız olduğunda onun yerine benzersiz, orijinal içerikler üretmeye odaklanacak.

Yapılacaklar listesi:

4. Markalar yorumlarda topluluk oluşturuyor

İçerikle ilgisi pek de olmayan mavi tikli hesaplarla dolu bir yorum bölümüne sahip trend TikTok gönderilerini hepimiz gördük. Senin orada işin ne, Ariana?

Bu yeni bir şey değil; markalar yıllardır farkındalığı artırmak için yorumları kullanıyor. Hatta tamamen bu işe adanmış TikTok hesapları var.

Ancak geçmişte markalar her gönderi hakkında yorum yapıyormuş gibi görünse de 2025’te bu etkileşimler çok daha stratejik hâle gelecek.

Vücut olumlama ve öz bakım mesajını güçlendirmek için yorum bölümlerini kullanan Dove’u bir düşünün. Marketing Brew ile yaptığı röportajda, Dove hesabı üzerinde çalışan sosyal stratejistler yaklaşımlarını açıkladılar: Mesele tamamen doğrudan müşterilerle etkileşim kurmak ve olumlu marka düşüncesi oluşturmakla ilgili.

Yorum yapmadan önce videonun yaşına, yorumların “hacmine ve hızına” ve hâlihazırda yorum yapan markaların sayısına bakıyorlarmış. TikTok bu kontrolünü geçerse Dove yorum yaparak markanın hem topluluk oluşturmasına hem birinci sınıf sosyal gönderilerde görünürlüğü artırmasına olanak tanıyormuş.

Başka bir deyişle yorum bölümü mini bir reklam alanı gibidir. Doğal orada yer almanız hâlinde getirisi büyük olabilir.

Hootsuite’ün Sosyal Etkileşim Koordinatörü Paige Schmidt giden etkileşimlerin geliştiğini de fark etti.

Schmidt durumu, ”Bugünlerde daha stratejik bir düşünce görüyoruz: Markalar hangi gönderilere yanıt vereceklerini, kullanacakları tonu ve hangi platformlara odaklanacaklarını düşünüyor,” diye açıklıyor. Bu değişimde mesele sadece görünürlük değil; mesele kitlenizden öğrenmek ve marka algısını şekillendirmek.

Konuşmaya dâhil olmayı düşünüyorsanız (ki biz hep sosyal medyanın tek yönlü bir yayın değil, bir konuşma olduğunu söyleriz), bunu hacim bakımından değil alaka düzeyi açısından düşünün. Doğru yapıldığında düşünceli yorumlar, plansız veya fırsatçı görünmeden markanın akılda kalıcılığını artırabilir ve bağlantılar kurabilir.

Yapılacaklar listesi:

5. Kişilik tutarlılıktan daha önemlidir

Geleneksel pazarlama, kanallar arası tutarlılığın marka bütünlüğü için gerekli olduğuna inanmamızı sağladı. Ne var ki sosyal medyanın evrimi, kitlenin ses ve stildeki katı tekdüzelikten ziyade özgünlüğe ve alaka düzeyine daha iyi tepki verdiğini kanıtlıyor.

Hootsuite’ün 2024 trendleri araştırması, insanların sosyal medyada her şeyden çok eğlenmek istediğini ortaya koydu. Geçen yıl markaların bu beklentiyi karşılamakta zorlandıklarını, sosyal stratejilerinin çoğunu ürün ve hizmetlere odakladıklarını gördük. Bu sadece içeriklerini daha az ilgi çekici hale getirmekle kalmadı, aynı zamanda yatırım getirisini de olumsuz etkiledi.

Son zamanlarda yaratıcı pazarlamacılar riskten daha az kaçınıyor. Tüm kanallarda stil yönergelerini katı bir şekilde uygulamak yerine farklı sosyal platformlar için ayrı içerik stratejileri benimsemeyi seçen markalar da etkileyici sonuçlar elde ediyor.

Bu eğilim, TikTok’un markaları cesur olmaya, büyük oynamaya ve platforma özgü stilleri benimsemeye teşvik eden “yaratıcı cesaret” konusundaki 2024 tahminiyle uyumlu seyrediyor. Bu yaklaşımın kaçınılmaz yan etkisi ise daha gevşek marka tutarlılığı.

Geçen yıl kuruluşların %43‘ü sosyal alanda yeni bir ton veya kişilik denedi; bazıları standart marka seslerinden önemli ölçüde farklı davranacak kadar cesurdu.

Hever Castle’ın eğlenceli Instagram gönderileri veya Paralimpik Olimpiyatların resmî TikTok hesabı, kuruluşların benzersiz, platforma uygun sesler bulmalarına ve bu çabaları etkileşimle ödüllendiren kitlelere harika örneklerdir.

Çoğu kuruluş yaratıcılıkta uç noktaları keşfetmese de (herkes Nutter Butter’ın soyut mizahını kaldıramaz), küçük ton değişiklikleri bile markaların her platformun kültürüne daha sorunsuz uyum sağlamasına ve orada dönen konuşmanın bir parçası gibi hissetmesine yardımcı oluyor.

2025’te daha fazla marka sosyal alanda yaratıcı sınırları zorlamayacak ve yeni ve mevcut kitlelerle daha güçlü bağlantılar kuracak. Heyecanla bekliyoruz!

Yapılacaklar listesi:

6. Reddit’e katılmanız gerekiyor

Çok çeşitli niş, topluluk odaklı subredditleriyle tanınan Reddit, doğal, akran odaklı etkileşim için olunması gereken yerdir.

Bilin bakalım ne oluyor? Reddit popülerleşmeye devam ediyor.

ICYMI: Reddit’in küresel kullanıcı tabanı 2024’te 1,22 milyarı aşarak onu sosyal medya ortamında önemli bir oyuncu hâline getirdi.

Geleneksel pazarlama yöntemleri gücünü kaybetmeye devam ettikçe Reddit, doğal etkileşim için en güçlü platformlardan biri hâline geliyor.

Reddit ayrıca yeni ürünler ve markalar hakkında bilgi edinirken kullanıcıların en çok güvendikleri platform.

Bunun nedeni büyük ölçüde ücretli reklamlara bel bağlayan platformların aksine Reddit’in doğal konuşmalar ve akranların test ettiği önerilerle gelişmesidir. İnsanların ürünler hakkında konuşmaya, deneyimlerini paylaşmaya ve dürüst geri bildirim vermeye gittiği yerdir.

Pazarlamacılar için bu, Reddit’in içgörüler için bir altın madeni olduğu anlamına gelir. Kullanıcıların siz ve rakipleriniz hakkında söylediklerini takip etmek için sosyal dinlemeyi kullanabilir veya doğrudan olaya dâhil olup onlarla etkileşime geçebilirsiniz.

Ama şöyle bir sorun var: Reddit, ısrarcı satış taktiklerine uygun bir yer değil. Özgünlüğün ve şeffaflığın önemli olduğu bir alan. Reddit’te başarılı olan pazarlamacılar ürünlerini dayatmak yerine gerçek, yararlı konuşmalar yoluyla ilişkiler kurarak bu noktaya geliyor.

Washington Post ve NBA gibi markaları ele alalım. Bu markalar Reddit’in topluluklarını kullanıcılarla daha derin bir bağlantı kurmak, sorunları ele alırken güven oluşturmak ve değer sağlamak için kullandılar.

Mevcut Reddit topluluklarıyla gerçek bağlantılar kurmak ve zaman içinde güven oluşturmak için onların izinden gidin.

Yapılacaklar listesi:

7. TikTok sahiden de ”her şeyin uygulaması” hâline geliyor

Şimdiye kadar Kuzey Amerika pazarı WeChat veya KakaoTalk gibi “her şey uygulamalarının” kontrolsüz başarısını yakalayamadı. Bazı teknoloji devleri platformlarını bir sonraki hit uygulama olarak konumlandırmaya çalışırken TikTok’un bunu gerçekten yapıyor olabileceğini düşünüyoruz.

TikTok Dükkân’ın lansmanıyla uygulama sosyal bir platformdan tam teşekküllü bir pazara dönüştü. Kullanıcılar artık doğrudan favori içerik üreticilerinin hesaplarından keşfedebilir, alışveriş yapabilir ve satın alabilir. TikTok 2024’te 17,5 milyar dolarlık e-ticaret satışı gerçekleştirerek çevrim içi alışveriş dünyasında ciddi bir oyuncu olduğunu kanıtlayacak.

TikTok, alışverişin ötesinde neredeyse her büyük sosyal trendin de doğum yeridir. Uygulamanın pop kültürü üzerindeki etkisi o kadar yoğun ki yeni bir tür “mikro trend” döngüsü yarattığı söylenebilir.

Bir trend zirveye ulaşır ulaşmaz bir diğeri yükselişe geçiyor, bu da bu trendlerden erken yararlanabilen markaların önemli görünürlük kazanabileceği anlamına geliyor ancak hızlı hareket etmeniz gerek. (Geçmiş trendlere yönelik içeriğinizi henüz yayınlamadıysanız boş verseniz daha iyi)

TikTok’un uzun vadede büyümesini etkileyebilecek kanunsal zorluklarla karşı karşıya olduğunu biliyoruz. Platform, Kanada’daki hükûmet cihazlarında yasaklandı ve Amerika Birleşik Devletleri’nde de benzer kısıtlamalarla karşı karşıya kalabilir.

Tam bir tüketici yasağı henüz yürürlüğe girmemiş olsa da bu hamleler, uygulamanın gelecekteki erişilebilirliğini ve kullanımını şekillendirebilecek gizlilik endişelerine giderek daha çok odaklanıldığını gösteriyor.

Bu endişeler bir yana TikTok’un her şey bir arada bir platform olmanın ne demek olduğunu yeniden tanımladığına inanıyoruz. Kuzey Amerika’da yaygın olarak kullanılan ilk “her şey uygulaması” olarak kullanıcılara sosyal etkileşim, eğlence ve alışverişin oldukça basit bir kombinasyonunu sunuyor.

Yapılacaklar listesi:

8. Z kuşağı yeni altın kitle

Pazarlamacılar paralarını geleceğe yatırıyor ve 2025’te bu gelecek Z kuşağı.

Teknolojiden anlamaları, hızlı zekâları ve caps temelli mizahlarıyla tanınan Z kuşağı küresel olarak 450 milyar doların üzerinde harcama gücünü kontrol ediyor. Markanız onlara dikkat etmiyorsa zarardasınız demektir.

Ama mesele şu ki Z kuşağı farklı alışveriş yapıyor. Unutmayın, bu telefonlarla büyüyen ancak onları nadiren konuşmak için kullanan nesil. Bu çelişkili kuşağın Y Kuşağı veya boomerlarla aynı satın alma kurallarına uymamaları normal.

B2Z™ pazarlamaya merhaba deyin.

Hootsuite CEO’su Irina Novoselsky tarafından üretilen bu kavram, Z kuşağının B2B sektörlerinde bile satın alma yolculuğunu yeniden şekillendirdiğine işaret ediyor.

Z kuşağının ürün keşif süreci sosyal medyayla başlar ve biter. Özellikle içerik üreticilerin, influencerların ve viral trendlerin satın alma kararlarını etkilediği Instagram ve TikTok gibi platformlar kullanılır.

Hatta Z kuşağının %46‘sı B2B aramalarına Google’da değil sosyal medyada başlıyor. Onları self servis nesil olarak düşünün; istedikleri her şeyin parmaklarının ucunda olması gerekir.

Irina, “Onlar 6 saniyelik dikkat süresine sahip TikTok nesli. Fakat bir satış temsilcisine ulaşmaktansa 13 içerik incelemeyi yeğlerler,” diyor.

Bu kitleye ulaşmak için geleneksel reklamlara veya Facebook’a güvenmenin dönemi geride kaldı. Z kuşağıyla bağlantı kurmak için markaların yaratıcı, özgün olmaları ve onlarla oldukları noktada buluşmaları gerekir.

Novoselsky, ”Şirketler ürünlerini nasıl sergilediğini yeniden düşünmeli; demoları boş verin ve Z kuşağı alıcılarının değeri kendi hızlarında, kendi başlarına bulmalarını sağlayan sezgisel platformlar oluşturun,” diyor.

Peki bu markanız için ne anlama geliyor? Eğer Z kuşağına ulaşmak (ve satmak) istiyorsanız stratejiniz evrim geçirmeli.

Marka keşfi ve araştırmasını yönlendiren sosyal medyayla Z kuşağı, işletmelerin onlarla oldukları yerde buluşmasını bekliyor. Demoları indirme veya daha fazla bilgi edinmek için satış temsilcileriyle görüşme günleri sonlandı sonlanacak; Z kuşağı, tüm bu bilgileri satın alma kararını vermeden önce (ve sosyal medya üzerinden) edinmek istiyor.

Yapılacaklar listesi:

9. Uzun videolar değil kısa videolar başarı getiriyor

TikTok, Instagram, YouTube ve LinkedIn gibi platformlar kısa videoları dikkat çekmenin ve etkileşimi artırmanın en iyi yolu olarak benimsedi. Gittikçe kısalan dikkat sürelerimiz ve geliştirdiğimiz sayfa kaydırma alışkanlıklarımızla hızlı, ilgi çekici ve anında paylaşılabilir içerikler arayışındayız.

Video sadece B2C markaları için de değil. LinkedIn, video içeriğinin artık en hızlı büyüyen format olduğuna dikkat çekerek kısa biçimli video paylaşımıyla büyük başarı elde ediyor. Sektörünüz ne olursa olsun saniyeler içinde kitlenizi bilgilendirmek ve onlarla bağlantı kurmak için eğlencenin ötesine geçen videolar oluşturabilirsiniz.

TikTok videoları artık 60 dakikaya kadar olabilse de bu uç bir nokta. Ortalama TikTok videosu uzuyor olabilir ancak hâlâ bir dakikanın altında.

Instagram Müdürü Adam Mosseri bile bu format, platformun bağlantı odaklı birincil hedefleriyle ilintili olmadığı için Instagram’ın uzun videolara dönmeyeceğini doğruladı.

Kısa içerikte de işin özü gerçekten bağlantı kurmaktan geçiyor. Eskiden telif hakkı ihlalleri konusunda çok katı olan eğlence şirketleri, artık kendi içeriklerini video platformlarına yüklüyor çünkü viral olmanın erişim gerektirdiğini biliyorlar.

Hiper-kişiselleştirilmiş keşfet sekmeleri ve son derece gelişmiş algoritmalar hakkında ne kadar konuşulursa konuşulsun, aynı kısa içerikler öne çıkmaya devam ediyor, farklı akışlarda trend olup konumdan bağımsız olarak her yerde kullanıcılara ulaşıyor.

Bu büyük trendlerden yararlanan markalar, kullanıcılar ağlarına uyumlu olan gönderileri paylaştıkça büyük bir görünürlük elde edebilir. Ana sayfamız bize özel olabilir ama bizler de herkesin izlediği içeriklere çekiliyoruz. Bu ortak brainrot (beyin çürümesi) sahiden de akıllara durgunluk veriyor, tabii hepimiz delulu (deli) olmadıysak.

Bu markalar için ne anlama geliyor? Kısa videoyu alaka oluşturmak, konuşma başlatmak ve paylaşılan kültürel anlardan yararlanmak için ideal bir fırsat olarak düşünün.

Yapılacaklar listesi:

10. Zamanın televizyon dizisi, sosyal medya

Geleneksel TV’yi unutun; sosyal medya eğlence çağına giriyor ve markaların yayına başlama zamanı geldi de çattı. Hazır, başla, aksiyon! 🎬

YouTube, Instagram ve TikTok gibi platformlar kullanıcıların kanallar arasında geçiş yapmak yerine TikTokları durmadan izleyebilecekleri yeni “kablolu” hâline geldi.

Hatta geleneksel TV izlenme oranı düşerken (kablolu TV tüketimi 2022’de %34,4’ken 2023’te %29,6‘ya düştü), sosyal medya kullanımı artıyor.

Ortalama bir Amerikalının 2022’deki 7 saat 19 dakikaya kıyasla 2025 yılına kadar günde yaklaşık 8 saatini sosyal medyada geçirmesi bekleniyor.

Örneğin TikTok’taki Who TF Did I Marry (Kiminle Evlendim) olayını ele alalım. Resmen video başına milyonlarca izlenme alan 50 bölümlük bir diziydi.

Viral olmakla kalmadı; bölüm bölüm hikâye anlatımıyla seyircilerin ilgisini çekmekte en sevdiğiniz TV dizileri gibi uzmandı.

Markalar da buradan dersler çıkardı. Hatta 2024 seçimleri öncesinde Vogue siyasi muhabirleri Jack Schlossberg’in kısa siyasi yorumlarda bulunması için Jack Reacts adında bir TikTok playlisti oluşturdu.

Bu değişim, giderek daha da kısalan dikkat sürelerimize ve kullanıcıları etkileşime geçirmenin benzersiz yollarını sunan Hollywood kalitesinde eğlenceyle bu isteğe kulak veren platformların yükselişine işaret ediyor.

Yani markanızın anlatacak bir hikayesi varsa Hollywood zihniyetini benimsemenin zamanı geldi.

Sosyal medya akışı zamanın televizyonudur ve markaların burada yer edinmelerinin vakti geldi geçiyor.

Yapılacaklar listesi:

11. AIO ve yerel SEO sosyal medyaya geliyor

Platformlar yapay zekâ odaklı özellikler sunmaya devam ettikçe kullanıcıların içeriği keşfetme biçimleri de dönüşmeye devam ediyor. Bu, artık AIO veya yapay zekâ optimizasyonunda da iyi olmanız gerektiği anlamına geliyor.

Tıpkı Google’ın arama sonucu sayfalarındaki bilgileri özetleyen yapay zekâ araması gibi yapay zekâ tarafından oluşturulan sosyal arama sonuçları da kullanıcı sorgularına doğrudan yanıt veren içerik özetleri sunar.

TikTok’un yeni(msi) arama hitlerini ele alalım. Bu özellik arama sonuçlarını herhangi bir video içeriğinin üzerinde görünen hızlı, taranması kolay içgörülere dönüştürmek için yapay zekâyı kullanır.

”Ah, hayır,” diye düşünüyorsun, “Şimdi kimse matcha latte yapmayı öğrettiğim videoları izlemeyecek!” Durum tam olarak öyle değil.

TikTok’un yapay zekâ araması, kullanıcıların aradıklarının anlık görüntüsünü oluşturur ancak aynı zamanda ilgili içeriğe bağlantılar sağlar. Videolarınızın burada görünmesini istiyorsanız içeriğinizin hedef kitlenizin istediği net ve öz cevapları sağlayacak şekilde düzenlendiğinden emin olmanız gerekir.

Benzer şekilde Meta’nın yeni sohbet tarzı yapay zekâ araması, geleneksel basit arama cümleleri yerine konuşma komutlarını kullanır. Yani markaların yalnızca anahtar kelimeleri başlıklara bırakmak yerine içerikleriyle soruları yanıtlamak açısından da düşünmeleri gerekiyor.

Mesele sadece yapay zekâ aramasıyla da ilgili değil; yerel SEO da sosyal SEO spot ışığına adım atıyor.

Instagram ve TikTok, kullanıcıların yakındaki işletmeleri ve popüler yerleri bulmalarına yardımcı olan ve ilgili markalara büyük bir fırsat sunan aranabilir harita özellikleri sunar.

Bu özelliği optimize etmek için profilinize tüm işletme ayrıntılarınız dâhil olmak üzere konum etiketleri eklediğinizden ve görünürlüğü artırmak için bölgeye özgü hashtagleri kullandığınızdan emin olun. Bu şekilde kullanıcılar harita özelliğine göz attığında satın almaya hazır potansiyel müşteriler önce sizi bulacaktır.

Yapay zekâ destekli bu özelliklere uyum sağlamak içeriğinizin yalnızca görünür değil, aynı zamanda kullanışlı ve yanıt odaklı olduğundan emin olmak anlamına gelir. Bunu, hedef kitlenizin soru sorduğu ve en iyi cevapları aradığı yerde görünür olarak sektörünüzde öncelikli bir kaynak olma şansı olarak düşünün.

Yapılacaklar listesi:

12. DM paylaşımları yeni güç ölçütleridir

Sosyal medya pazarlamacıları paylaşımların önemli bir etkileşim ölçütü olduğunun bir süredir farkında. Ancak daha bu yaz Instagram Müdürü Adam Mosseri, Instagram algoritması için de paylaşımın en önemli sıralama sinyallerinden biri olduğunu açıkladı.

Bu, erişim başına DM paylaşımlarının artık Instagram görünürlüğü oluşturmada beğeni veya yorum gibi geleneksel ölçütlerden daha önemli bir rol oynadığı anlamına geliyor. Bu nedenle daha fazla takipçinin akışında daha iyi bir konum elde ederek veya Keşfet sekmesinde görünerek erişiminizi artırmak istiyorsanız paylaşılabilir gönderiler oluşturmaya başlasanız iyi olur.

Çevrim içi perakendeci SSENSE, ürünlerini içeren capsler yayınlayarak bunu yapıyor:

Algoritmanın gözüne girmek paylaşılabilir içerik üretmenin faydalarından yalnızca biri. EMARKETER tarafından yapılan yakın tarihli bir araştırma, sosyal alışveriş yapanların satın alımlarının %10’unun DM’lerinde ve grup sohbetlerinde gördükleri içerikten ilham aldığını gösteriyor.

İçeriğinizin DM’ler aracılığıyla organik olarak yayılmasını beklerken markanızın en çok etkileşim veren takipçileri için büyük bir grup sohbeti gibi çalışan bir Instagram yayın kanalı kurabilirsiniz.

Jaquemus, Fenty ve Cult Gaia da dâhil olmak üzere moda ve güzellik markaları seçkin, ilgili topluluklar oluşturmak için yayın kanallarını kullanarak başarı elde ediyor.

Ancak yayın kanalları ikna edici satış kanalları olarak da hizmet verebilir. Moda Operandi’nin kurucu ortağı ve baş marka sorumlusu Lauren Santo Domingo, Vogue Business’a şirketin kişisel alışveriş uzmanlarının ve müşteri hizmetleri temsilcilerinin yalnızca markanın yayın kanalı aracılığıyla paylaşılan ürünler için düzenli olarak ön sipariş talepleri aldığını söyledi.

Yapılacaklar listesi:

13. LinkedIn gerçekten sosyal medya hâline geliyor

LinkedIn bir zamanlar sıkıcı, profesyonel bir ağ sitesi olarak biliniyordu ama her şey nasıl da değişti. Platform, 2025 yılında kendisini şehrin en canlı sosyal platformu olarak yeniden tanımlıyor.

CEO’lardan ve endüstri liderlerinden içerik üreticilere ve yeni mezunlara kadar LinkedIn, ağ oluşturmanın ötesine geçip daha geleneksel bir sosyal etkileşim alanına dönüştü.

Anketler, haber afişi ve hatta oyunlar gibi yeni özelliklerin eklenmesiyle (evet, doğru okudunuz: oyunlar!) platform kullanıcılarına daha çekici gelmek için çok çalışıyor. Özellikle de2025 yılına kadar iş gücünün %27‘sini oluşturacak olan Z kuşağına.

Markalar da bu eğilimi dikkate alıp platformdaki varlıklarını değiştiriyor. İşletmeler eski resmî kurumsal tondan Z kuşağının şeffaflık ve gerçek dünya bağlantısı tercihiyle uyumlu daha kitlenin kendisinden bir şey bulabileceği, gündelik ve doğal içeriğe geçiyor.

Ancak platformu yeniden şekillendiren sadece Z kuşağı değil. Pazarlamacılar, LinkedIn’i web sitesi trafiğini artırmak ve marka bilinirliği oluşturmak için giderek daha etkili bir araç olarak görüyor.

LinkedIn ürün lansmanları, Soru&Cevap etkinlikleri veya sahne arkası içerikleri aracılığıyla güvenilirlik ve anlamlı etkileşim yaratmak için de harika bir kanal olarak iş görüyor.

Bu nedenle 2024 anketine göre LinkedIn’in dünyadaki pazarlamacılar için en önemli üçüncü sosyal medya platformu olması şaşırtıcı değil.

2025’te daha fazla pazarlamacı görünürlük oluşturmak, nitelikli web trafiği çekmek ve markalarını sektör lideri olarak konumlandırmak için LinkedIn’i kullanacak.

Yapılacaklar listesi:

14. Kullanıcı katkılı içerik üreticileri yeni influencerlar

Influencer ortamı değişiyor. Markaların ortaklıklar için takipçi sayısı fazla olan büyük hesaplara baktığı günler geride kaldı. Günümüzde işletmeler mikro etkileyiciler, nano etkileyiciler ve yakın zamanda da kullanıcı katkılı içerik üreticileriyle çalışarak daha fazla başarı ve değer elde ediyor.

Geleneksel influencerların aksine kullanıcı katkılı içerik üreticilerinin büyük takipçilere veya tanınabilir kişisel markalara ihtiyacı yok. Onlar organik görünen ve hissettiren içerikler üretmek için markalar tarafından ücret ödenen düzenli sosyal medya kullanıcıları.

Bu iş birlikleri genellikle kutu açma, nasıl yapacağını öğretme veya yaşam tarzı videolarını içeriyor; bu içeriklerde ürün yemek pişirme veya güzellik rutini videolarında olduğu gibi doğal bir şekilde yer buluyor.

Kullanıcı katkılı içerik üreticisi pazarlamasını denemek için birçok neden var:

  1. Geleneksel influencer pazarlamasına uygun maliyetli ve özgün bir alternatif sunar. Bir kullanıcı katkılı içerik üreticisi içeriği içeriği sadece 20 dolara mal olabilir! (Bir de gönderiyi desteklemek için kullandığınız reklam bütçesi.)
  2. İçerik üretimini içerik üreticileri ele aldığından ekibiniz zamandan tasarruf eder.
  3. En önemlisi kitleler, yoğun bir şekilde markalı olmaktan ziyade gerçek ve kullanıcı odaklı hissettiren içerikle daha fazla etkileşim kurma eğilimindedir.

Kazan-kazan-kazan!

Yapılacaklar listesi:

15. Sırada niş kanallar var

Tek beden pazarlama yaklaşımına veda etme vakti geldi. Gelecek, nişinizi bulmak ve kitlenize benzersiz bir şekilde uyarlanmış hissettiren alanlar yaratmakla ilgilidir.

Açıkça görülüyor: Kişiye özel içerik yükselişte. Markalar ve içerik üreticiler, bu gelişen beklentileri karşılamak için özel topluluklara ve abonelik modellerine yöneliyor.

Substack, Patreon, Instagram yayın kanallarını hatta özel Facebook gruplarını düşünün; bütün bu alanlarda içerik üreticileri ve markalar en sadık takipçilerine daha samimi, özel bir deneyim sunabilir.

Peki bu zahmete neden girmeli? Çünkü modern tüketiciler, kitlesel pazar içeriğinin gürültüsü olmadan markalarla ve içerik üreticilerle bağlantı kurabilecekleri, özellikle ilgi alanlarına hitap eden kanallar arıyorlar.

2025’te önde olmak için ister kendi özel topluluğunuzu oluşturarak ister abonelik tabanlı içerikler sunarak veya belirli ilgi alanlarına hitap eden niş platformlara girerek daha niş kanallara yatırım yapın.

Yapılacaklar listesi:

Kaynak: The 15 social media trends that will shape your 2025 strategy

Exit mobile version