Kısaca kendinizden bahseder misiniz?

Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde doğdum. 8 çocuklu bir ailenin 7. çocuğuyum. İlk ve ortaokulu Siverekte okudum. 1979 yılında lise eğitimi için İstanbul’a geldim. Yaşadığım bölgedeki olaylar nedeni ile ailem de aynı yıl İstanbul’a taşınmak durumunda kaldı.Erenköy Kız Lisesi’nden mezun olduktan sonra o dönem Türkiye’nin ilklerinden olan Anadolu Üniversitesi Açık öğretim Fakültesi İktisat Bölümü’ne girdim. Üniversite mezuniyetinin ardından özel bir bankada çalışmaya başladım. 9 yıl bankanın her departmanında çalıştıktan sonra kendimi daha ileriye götüreceğini hissettiğim anda istifa ettim. Sektöre farklı bir bakış açısı kazandırmak amacıyla 1996 yılında ortağı olduğum Güvensan Tesis Hizmetlerinin başına geçtim.

2004 yılı itibariyle başkaları için de ilham ve faydalı olabilmek kendimi geliştirmek adına Sivil Toplum Kuruluşlarında çalışmaya başladım. Bu dönem farklı açıdan kendimi ve çevremi keşfettiğim dönem oldu. Öğrenirken, öğretmeyi, el vermenin keyfini, paylaşmayı, paylaştıkça büyütmenin keyfine vardım. Aslında alanın değil verenin kazancının daha çok olduğunu gördüm. Girişimcilik, kadın ve gençler odaklı yaptığım çalışmalarda cinsiyet ayrımı yapmadan gençlere ve kadına yatırım yapılması gerektiğini, gençlere ve kadına yatırım yapıldığında dünyanın ve geleceğin değişeceğini profesyonel hayatımda ve girişimciliğimde gördüm, bizzat yaşadım. Tabi kadının gücünü bilen erkekler olması gerçeğini göz ardı etmedim. Geleneksel yapının erkek üzerindeki ağırlığını da biz kadınlar görünür hale getirirsek sorun iki taraf içinde çözülmüş olur.

Kendi işinizi yapmaya nasıl karar verdiniz? Bunu yapmaya karar verirken kimden destek aldınız?

Aslında en başından beri içimde hep kendi işini yapma isteği vardı çünkü sınırları hiç sevmedim. “Hayır” diyebilmenin büyük bir özgürlük ve benim en büyük motivasyon kaynağım olduğunu anladım. Çünkü benim için ‘Hayır” aslında harekete geçmenin ilk adımı. Bu sayede kendi alanımı yaratarak inisiyatif kullanıyor ve yaratıcılığımı besleyebiliyorum.

Kurumsal dünya bana göre değildi. Bankada işe ilk başladığım zaman bunu anlamıştım ama tecrübe edinmek adına 9 yıl boyunca bankanın her departmanında çalıştım. Bankada çalıştığım dönemde Güvensan Tesis Hizmetleri’ni kurmuştuk, ben dışarıdan destek veriyordum. İstifa ettikten sonra 1996 yılında ortağı olduğum Güvensan Tesis Hizmetlerinin başına geçtim. Ailemden “Ne yani, bu kadar çalışmanın sonunda temizlikçi mi olacaksın?” tepkilerini aldım.

Tepkilerin beni doğruya ve başarıya götüreceğini biliyordum, bu sebeple tepkilere çok aldırmadan çalışmayı seçtim.

Bu süreçte de eşim dışında kimseden destek alamadım. Ailem için bilinmeyen bir maceraya atılmıştım Zaten güzel bir işiniz varken girişimci olmaya karar verdiğinizde yakın çevrenizden çok büyük destekler almak her zaman da mümkün olmuyor. Yıllarca memurluğu en garanti meslek gören bir toplum için yeni bir girişim demek, büyük bir risk demek.

Ne üzerine bir iş yapıyorsunuz? Başka iş fikirleri varken neden bu işi yapmaya karar verdiniz?

Liderliğini yaptığım Güvensan Tesis Hizmetleri 1992 yılında temizlik alanında bina bakım hizmeti vermek, yurtdışı ürünlerin distribütörlüğünü alarak ürün satışı yapmak ve sektöre farklı bakış açısı kazandırmak amacıyla kuruldu. Gelişen teknoloji, farklılaşan müşteri beklentileri doğrultusunda hizmet yelpazesi genişledi, genişletmeye de devam ediyoruz.

Şu an temizlik hizmeti dışında personel bordrolama, bitki bakımı ve ilaçlama, teknik bakım hizmetlerini de veriyoruz. 2013 yılında kurumsal müşterilerimizi en doğru adayla buluşturmak, insan kaynaklarındaki yasal takibi onların adına yaparak zaman kaybını önlemek amacıyla Güvensan İK Danışmanlık şirketini kurduk. O yüzden yıllarca “ihtiyaç duyduğunuz her alanda” sloganını kullandık. 2017 tanıtım sunumumuza “Sadece temizlik yapmıyoruz” sözünü ekledik, gerçekten sadece temizlik yapmıyoruz ve bunun da üstüne basarak söylememiz gerektiğine inanıyoruz. Geriye dönüp baktığımda, başlangıç noktam ile geldiğim noktanın birbirinden çok farklı olduğunu görüyorum.

Her insanın negatif gördüğü ve negatif değerlendirdiği durumlar aslında fırsatları gören kişiler için büyük bir avantajdır, ben de bu fırsatı değerlendirmek istedim. Çünkü girişimciliğin fırsatlar dünyası olduğunu ve eğer boşluk varsa da orada olunması gerektiğini yıllardır söylüyorum.

Bu sektör bakir ve yapılacak çok iş, üretilecek çok yeni fikir var.

Bu işi yaparken ne tip sıkıntılarla karşılaştınız ve bunları nasıl aştınız? Sizce kendi işinizi kurarken nelere dikkat etmek gerekiyor? Hangi konularda bilgi sahibi olmak gerekiyor?

Futbol terimi ile cevap vermem gerekirse en büyük zorluk ofsayt bir sektörde başlamak.

1996 yılına kadar bankadaki kariyerimde itibar görürken bu sektöre giriş yapmamla bir anda yetersiz, değersiz algılandım. Herkesin bu sektördeki firmalara bakış açısı çok da pozitif değil maalesef. Müşterilerin hizmete karşı güvensizliği ve bu gibi firmaları yönetme kaygıları var. Müşterinin kaygılarını ve istediklerini anlamak, sektörde bizim farklılaşmamıza neden oldu. Halen rakiplerimin yapamadığı, yarattığı her boşluk, müşteri beklentilerini anlayarak ve aksiyon alarak fırsata dönüşüyor.

Yılmadan, özverili çalışmam ve kendimi doğru ifade etmem ile zaman içerisinde kendimi bu sektörde kabullendirdim. Futbolda ofsayttan gol atılmaz ama bu negatif durumu artıya çevirerek bu durumun girişimcilikte gol olacağını gösterdim. Tüm bu yaşananlar beni bu sektörün Don Kişot’u, mavi yakanın sesi yaptı.

Bu sene müşterilerimize Güvensan denilince aklınıza gelen ilk 3 şey diye anket yolladık, çok enteresan ki müşterilerimizden gelen cevaplar Münteha Adalı, güven, kalite oldu.

Kendi işini kuracaklara tavsiyelerim;

  • Kendi işinizi kurduğunuzda yapacağınız işin mutfağını A’dan Z’ye çok iyi bilmeli; çünkü bildiğiniz, yönetebildiğiniz bir işte güvenilir olmanız kaçınılmaz.
  • İşimizi kurduğumuzda kendimizi patron değil de işimizin işçisi, markamızın müşterisi gibi düşünmek gerekir.
  • Müşterinin ihtiyaçlarını anlamalı – üretim yapanlar için ürünün müşterinin beklentilerini ne doğrultuda karşıladığını ve hayatını ne derece kolaylaştırdığına bakmalı ve yola öyle çıkmalı. Ve en önemlisi yasal sorumlulukları çok iyi bilmeli ve planlamaları ona göre yapmalı.
  • Tüm bu süreçleri beraber yönetebileceğiniz güçlü bir takım kurmalı ve takımın da bir parçası olmalı
  • Rakiplerinizi çok iyi bilmeli, takip etmeli ve sektörel gelişmişlikleri anında işe aktarabilmeli
  • Birbirini tamamlayan sağlam iş birlikleri kurmalı.

İş hayatında kadın olarak yer almanın zorlukları var mı sizce? Varsa nelerdir?

Sorunun cinsiyet değil insan olma kaynaklı olduğunu biliyor ve bu nedenle farklı sivil toplum kuruluşlarında, platformlarda kadınlar ve gençler ile ilgili çalışmalar yapıyorum. Ben kadın olduğum için spesifik olarak şu zorlukla karşılaşıyorum diyemeyeceğim.

Yıllardır sivil toplum kuruluşları sayesinde verilen mücadelede ki özellikle metropol şehirlerde iş hayatında kadın – erkek diye bir sorun kalmadı. Şartların çok daha iyiye gideceğinden eminim.

Bu şehirlerin geneli değil ama iş hayatı içinde olanlarda bu sorun yok gibi, ama elbette Türkiye buralardan ibaret değil. Kırsal kesimlerde tarlada kadın çalışıyor, kadının kazancı ile ev geçiniyor. Ama aynı kırsal kesimdeki adam da büyük şehre gelince ben kadınımı çalıştırmam diyor. Zaten söylediği ile yaptığı çelişiyor. Kadının değer olduğuna inanan erkekler yetiştirmek, geleneksel yapının etkilerini yönetmek uzun vadede ülkeye de gelişmişlik ve refah sağlar.

Yaptığınız işten istediğiniz sonuçları alabildiniz mi? İleriye yönelik koyduğunuz hedefler nelerdir?

Geldiğim noktada işimden istediğim sonuçları aldığıma inanıyorum. Benim için konu zengin olmak değil, nasıl zengin olduğumuzdu. Değişen hayatlar, farkındalığı da beraberinde getiriyor, insanlara nasıl fayda sağlayabileceğimize odaklanmamızı sağlıyor.

Zaten maddi olarak bir doyuma ulaştığınızda arkasından manevi olarak bunu başkaları ile de paylaşmak istiyorsunuz. Bu sebeple sivil toplum kuruluşlarında yer alıyorum, üniversitelerde etkinliklere katılıyor öğrencilere rol model oluyorum. “Çok yoğunum, işim başımdan aşkın” demeden herkese tek tek elimden geldiğince vakit yaratmaya çalışıyorum. Etkinliklerde telefon numaramı, mail adresimi rahatça paylaşıyorum ve bana ulaşmak isteyen istediğinde ulaşabiliyor. Yıllar evvel bir etkinlikte tanıştığım pırıl pırıl bir genç bir gün beni arayıp, “İstanbul’dayım sizi de görüp öyle gitmek istiyorum” diye ziyaretime gelebiliyor. Demek ki birilerinin hayatında doğru izler bırakabilmişim diyorum. Ben gerçekten gençleri ve enerjilerini, gözlerindeki ışığı başka seviyorum.

İleriye yönelik hedefim ise daha çok gençlerle ve kadınlarla bir arada olmak, yatırımcı kimliğim ile de onları desteklemek ve onların tutkularına ortak olmak.

Kendi işini yapmak isteyen bayanlara neler tavsiye edersiniz?

Kendi işini yapmak isteyen çok konuşmaz ve yapar. J Fizibilite, öngörü dışında o işi yapmayı istemek çok önemli.

Kendi işini yapmak isteyenlere şunları yapın gibi bir tavsiyede bulunmayacağım, çünkü herkesin yolu farklı ve doğru da tek değil. Ama ciddi olarak işini kurmaya kalkmış bir adaya kadın girişimcilere destek veren KAGİDER, Arya Kadın Yatırım Platformu gibi kuruluşlarla veya mentörlerle iletişime geçmesini önerebilirim. Eminim onlara farklı bir bakış açısı kazandıracak, yapacakları işe farklı ve daha profesyonel bakmalarını sağlayacaktır.

Konuyla ilgili sizden fikir almak isteyenlerin size ulaşabileceği bir e-posta adresi veya veya yaptığınız işle ilgili bilgi almak isteyenlerin girebileceği bir web sayfası var mı?

Elbette var. Bana LinkedIn hesabımdan ulaşabilirler, LinkedIn hesabımı aktif kullandığımı ve mesajları tek tek cevapladığımı söyleyebilirim. E-Mail adresim ise münteha@muntehaadali.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here