Merhabalar, öncelikle sizi biraz tanıyalım. Kimdir Murat Erdör?

TED Ankara Kolejinden 1994 yılında mezun olduktan sonra Bilkent Üniversitesi’nde İşletme eğitimi aldım. Finans, hizmet ve enerji sektöründe yerli ve yabancı firmalarda çalıştıktan sonra satış, pazarlama ve müşteri memnuniyeti konularındaki deneyimlerini aktarmak üzere Emarsys ailesine katıldım. Birçok konuda yazmayı sevdiğimden www.muraterdor.com adlı sayfamda zaman buldukça blog yazıp insanlarla bilgi paylaşımında bulunmaktan çok keyif alıyorum.

Emarsys Türkiye’deki görevinizi anlatır mısınız?

Emarsys’in Türkiye ofisinde ülke müdürü olarak görev yapıyorum ve şirketin idari ve operasyonel tüm süreçlerinin yönetiminden sorumluyum. Benim her zamanki önceliğim iş ortaklarımızın ihtiyaçlarının en hızlı şekilde giderilmesi ve sunduğumuz ürünler sayesinde yüksek geri dönüş oranlarının sağlanmasıdır. 3 ayda bir yaptığımız memnuniyet anketlerinde aldığımız yüksek puanlar da bu konuyla alakalı doğru işler yaptığımızı kanıtlıyor.

Emarsys’ın gelecek planları nelerdir?

Kişiselleştirilmiş, uzun ömürlü ilişkiler kurmak isteyen perakende markaları ve e-ticaret şirketleri için sıfırdan geliştirilen yeni B2C Marketing Cloud platformunun geçtiğimiz günlerde lansmanını yaptık.  Ayrıca çok yakın zamanda San Francisco merkezli Vector Capital firmasından 33 milyon $’lık sermaye yatırımı aldık ve bu finansmanı ABD ve Latin Amerika pazarlarındaki hızlı büyümemizi desteklemek, ürün inovasyonlarına yatırım yapmak, satış ve pazarlama ekiplerini genişletmek için kullanacağız.

Türkiye pazarına baktığımızda aralarında Gittigidiyor, Markafoni, Teknosa, Tozlu, Avansas gibi sektör liderlerinin de yer aldığı 100’e yakın şirket Emarsys teknolojilerini kullanıyor. Amacımız işbirliği yaptığımız ve müşteri sadakati oluşturduğumuz çalışma ortağı şirket sayımızı daha da arttırmak olacak.

Big Data kavramının pazarlama için önemi nedir? Markalar ‘’Big Data’’yı nasıl daha iyi kullanabilir?

Sizinle birebir tanışıklığı olmayan Facebook, Amazon, Netflix gibi firmaların sizin ne tip arkadaşları, kitapları ve filmleri beğeneceğinizi gerçeğe yakın bir oranda tahmin etmesi, hatta bu firmaların sizi, birlikte zaman geçirdiğiniz insanlardan daha iyi tanımaları şaşırtıcı ya da korkutucu değil mi? Peki bu firmalar sizi sokakta görse bile tanımazken nasıl oluyor da sizin neye tepki vereceğinizi bu kadar iyi biliyorlar? Cevabı basit; topladıkları ve anlamlandırıp kullandıkları büyük veri sayesinde kim olduğunuzu ve ne beklediğinizi gayet iyi biliyorlar. Bunun gibi veri odaklı strateji geliştiren firmalar, rakiplerine göre rekabet avantajı elde edip hem verimliliklerini ve karlılıklarını artırıyorlar, hem de kişiye özel mesaj gönderdikleri için farkındalık yaratıyorlar.

Örneğin yakın bir zamana kadar müşterilerine e-posta gönderen kurumlar, kişiler bu mesajları açmadıklarında onların inaktif olduklarını düşünebiliyorlardı. Şimdi ise tavsiye sistemleri (recommendation engine) sayesinde kurumlar, müşterilerinin web sayfasını ziyaret edip etmediğini de takip ederek, daha fazla veri sahibi olabiliyor ve daha anlamlı sonuçlar çıkartabiliyorlar. Kısacası e-postayı açmayıp, kurumun web sayfasında gezinenlerin oluşturduğu veri, bir hazine değerinde.

Big Data’yı daha etkin nasıl kullanabiliriz… Buradaki en önemli konu, ilk aşamada kurumların milyonlarca dolar tutan bu projeler sonrasında neye varmak istediğini belirlemesi ve aşağıdaki maddelere dikkat etmesi;

– Öncelikli olarak datanın kaynağı bilinmelidir ve bu veriler nereden geliyor iyi anlaşılmalıdır. Herhangi bir datadan sonuç alındığında, kurum o verinin hangi kaynaktan geldiğine bakıp uzun dönemli projelerine yön verebilir. Örneğin Facebook’tan gelen kişilerden çok verim alınırsa kurum bir sonraki yıl yine bu mecrada reklam çalışması yapabilir.

– Eskiden megabyte, gigabyte, terabyte gibi büyüklük belirten kavramları konuşurken günümüzde petabyte, exabyte, zettabyte, yottaybyte gibi dehşet büyüklüklerden bahsediyoruz. Bu kadar büyük verilerin saklanması, büyük enerji ve kaynak gerektirdiğinden kurumların veri saklarken gerçekten ileride işlerine yarayacak bilgileri saklamasında fayda var.

– Elde edilen verilerin hangi yöntemlerle işleneceği de önemli. Doğru şekilde verilerin işlenmesi ve anlamlı hale getirilmesi sonuca giden en önemli yol olacaktır. Veriler anlamlı hale getirilip kullanılamazsa harcanan zaman ve para çöp olacaktır.

– Dikkat edilmesi gereken son şey ise anlamdırılan bu verilerin nasıl kullanılacağıdır. En başta da belirttiğim üzere kurum bu veriler ile neye varmak istediğini net şekilde belirlemişse, sıra bu verilerin değerlendirilmesi, sonuçlandırılması ve geri dönüş oranlarının artırılmasına gelmektedir.

Dijital pazarlamanın ülkemizdeki gelecek rotasını nasıl yorumluyorsunuz? Büyüme bu hızla devam edecek mi?

Dijital pazarlamanın hızlı yükselişi devam ediyor. Son dönemde Türkiye’deki teknolojik altyapıya yapılan yatırımların çoğalması, bu alanda yapılan yasal düzenlemeler ve hizmet sunan kurumların yeni nesil çözüm ve uygulamaları, kurumların dijital pazarlamaya olan bakış açısını değiştirdi.

Özellikle büyük veri kavramının yerleşmesi ile birlikte birçok kurum, zamanında büyüklüğü ile gurur duydukları datalarının aslında kullanılamaz durumda olduğunun farkına vardı. O kurumdan alışveriş yapmayan, e-postasını bile açmayan veya web sayfasına girmeyen kişilerin artık veri tabanında bulunmasının kendileri için külfet olduğunu anladılar. Müşterilerinin çoğunluğunun mobil platformlarda vakit geçirdiğinin farkına varıp, pazarlamanın önemini fark ettiler. Mobilitenin ve sosyal medyanın hayatımızdaki öneminin artması, satış kanallarının çeşitlenmesi, lokasyon bazlı bilginin çığ gibi büyümesi ve makinaların başka bir makina ile konuşmasının (machine to machine) başlaması sonucunda yeni dönemde de bu alana yapılacak yatırımların artacağını öngörüyoruz.

Markalar teknoloji çağında çok hızlı değişimlere maruz kalıyorlar. Adapte olmak için sizce neler yapmalılar?

Artan online satışlarla, gönderilen e-posta sayısı inanılmaz derece arttı. Herkese aynı mesajı gönderen firmaların satış anlamında fazla şansı yokken, kişiye özel e-posta gönderenlerin okunma ve geri dönüşüm oranları artmaya devam edecek. Dolayısıyla şirketlerin “E-posta Pazarlamada Kişiselleştirmeye” ağırlık vermeleri gerekiyor. Ayrıca “Büyük Veri”nin kullanımını pazarlama ve satış başta olmak üzere tüm stratejilerine adapte eden kurumlar, rekabette bir adım öne geçerek hem verimliliklerini ve karlılıklarını artıracak hem de kişiye özel mesaj gönderdikleri için farkındalık yaratacak. “Tavsiye sistemleri” de şirketler için önem taşıyan ve taşıyacak diğer önemli bir nokta… Web sayfasını ziyaret eden müşterileri binlerce ürün ile boğmadan en uygun ürünü sunup sitede daha fazla zaman geçirmesini sağlamak, Tavsiye Sistemleri sayesinde artık daha kolay hale geldi. Tavsiye sistemleri gelecekte dijital pazarlamanın önemli unsurlarından biri olacak. Diğer yandan mobil cihazlarla her şeyi yapabildiğimiz günümüzde firmalar mobil uygulamalar aracılığıyla tüketicilerle daha fazla iletişim halinde kaldı. Mobil cihazlara uyumlu web sayfası ve e-posta içerikleri daha fazla önem kazanırken, “mobilde pazarlama”da yapılan hedefleme çalışmaları ön plana çıkmayı sürdürecek. Diğer olmazsa olmazlardan biri de, marka ve tüketici ilişkisinde hayati önem taşıyan unsurlardan biri olan “içerik” (Content)…. Yalnızca yazılı değil, video ile veya görsel ile iletilen içerik, mobil pazarın da büyümesiyle değer kazanacak. Ayrıca markalar, gelecek yıllarda da kullanıcılara birebir dokunmak adına kişileştirilmiş içeriğe daha fazla kulak verecek.

Artık markalar için ‘’izinli pazarlama’’ dönemi başladı. Mailler ve ya sms özgürlüğü kısıtlandı. Bunun dijital pazarlamaya olan etkileri neler olabilir. Firmalar bu durumu aşmak için nasıl bir yol haritası incelemeli sizce?

İnternet üzerinden yapılan tüm elektronik işlemleri ve ticareti düzenleyerek belli kurallara bağlayan 6563 no’lu “Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun” 1 Mayıs 2015 tarihinden itibaren yürürlüğe girdi. Bilgi verme yükümlülüğü, sipariş ve ödeme süreçleri, ticari iletişim, kişisel verilerin korunması ve cezai hükümler gibi farklı alanlarda önemli değişimleri getirdi.

Yeni yasa ile birlikte, tüketici odaklılık firmalar için artık bir zorunluluk. Tüm kurumlar, tüketicilerinin gizliliğine önem veren ve onların haklarına saygı duyan bir pozisyona geçmeli. Doğrudan pazarlama kanalları, tek taraflı duyuru ve kampanya bildirimi olmaktan çıkıp hedef kitle ile marka arasında etkileşimi arttıran, bağlılık yaratan, interaktif bir yapıya dönüşmeli. Bu yolda kişisel tavsiye sistemleri ve müşteri zekası gibi yeni teknolojiler mutlaka şirketler tarafından tercih edilmeli.

Dijital pazarlamaya olan ilgi günden günü artmakta. Sektöre atılmak isteyen genç arkadaşlara ne tür tavsiyelerde bulunmak istersiniz?

İş hayatını bu alanda sürdürmek isteyenlere öncelikli tavsiyem, tüm trendler takip etmeleri, bu alanda çalışan firmalarda staj yapmaları, sektörün önde gelen isimlerinin katıldığı konferans ve panelleri takip etmeleri olacak. Emarsys Türkiye olarak, her ay sektörden önemli isimleri ağırladığımız buluşmalar düzenliyoruz. Genç arkadaşlarımızı, katılımın ücretsiz olduğu bu etkinliklere mutlaka bekliyoruz. Emarsys Academy çatısı altında düzenlenen etkinliklerle ilgili ayrıntıları sosyal medya hesaplarımızdan duyuruyoruz. Duyurularımızı takip ederek, konuğumuz olabilirler.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here