SONY DSC

Kısaca kendinizden bahsedermisiniz?

İnsanın kendini anlatması kadar zor bir şey yok sanırım ama deneyeyim. İsmim Deniz, başarı koçuyum, sektörde ve Türkiye’de yeni olsam da uzun süredir bu işi yapıyormuşum gibi hissediyorum. İnsanı anlamak her zaman odağımda olmuştur farkındalığım çocukluğumdan beri yüksek olsa da; kendimi ifade etmekte ve bilgeliğimi kabul ettirmekte çok güçlük çektiğim bir hayat yaşadım, ayrıca çok inatçıyımdır. Bu durum sonucunda uzun seneler boyunca pek zor bir hayat deneyimi yaşadım diyebilirim, bunların sebeplerini araştırmaya başlamamla başlıyor tüm maceram. 12 yaşında ne iş yapmak istediğime karar verdim ancak mesleğin ismini bilmiyordum o zamanlar bu bir iş de değildi zaten. Çok tutkulu biriyim elimden pek çok şey gelir; çok düşünürüm, çok okurum ve insanlarla çok konuşurum. Yakın hayatıma çok az insan dahil ederim, bu konuda ve pek çok konuda çok seçiciyimdir. Minimalist bir hayatım var çok az eşyayla en az eforla hayatımı sürdürmeyi seviyorum. Hayatın zor olduğuna inanmıyorum ve ölüm hariç her şeyin bir çaresi var. Yaratıcılık temel uzmanlık alanım diyebilirim hatta bunun üzerine bir tez bile yazdım, bu yüzden bu hayat stilim işime de yansıyor, hatta bunun sonucunda 2015 yılı sonunda Eforsuz Yaşam Hareketi diye bir hareket başlattım. Bilkent Üniversitesi burslu Bankacılık ve Finans mezunuyum, ayrıca Leuven Katolik Üniversitesi’nde Sosyal Antropoloji yüksek lisansı yaptım. İki farklı konuda çalışmamın sebebi bahsettiğim gibi hayatı ve insanları anlamaya çalışmama dayanıyor. Çocukluk hayalim moda tasarımcısı ya da oyuncu olmaktı, çocukluğumdan beri çok iyi derecede İngilizce ve Fransızca bilirim, tercüme yetilerim geliştiği için soyutu somuta aktarmakta çok iyi ve yaratıcıyımdır. Samimiyet ve aile en büyük 2 değer yargım, hayatım bunun üzerine kurulu, ama bunu herkes anlayamıyor bu yüzden kendi komünitemden insanlarla, yani gördüğümde kalpten kalbe hiç bir direnç hissetmediğim insanlarla vakit geçirmekten arkadaşlık etmekten çok hoşlanırım, diğer komünitelerden insanlarla da alışveriş yapmayı severim, farklılıklarımızla birbirimizi zenginleştiriyoruz.

Kendi işinizi yapmaya nasıl karar verdiniz? Bunu yapmaya karar verirken kimden destek aldınız?

Kendi işimi yapmaya çok küçükken karar verdim, özgürlükçü ve dik başlı yapım sonucunda birinin altında çalışamayacağımı zaten biliyordum, ancak tuvalet temizlemeden patron olunmayacağını biliyorum, işin ve hayatın mutfağında vakit geçirdikten sonra hazır olduğumu hissettiğim anda 2011 yılında hayat beni koçluk yapmaya hazır hale getirdi. Aslında ben işimi seçmedim o beni seçti diyebilirim. Niyetim özgür hareket edebileceğim bir işti çünkü çocukken ailem çalıştığı için çok yalnız bir çocukluk geçirdim, hiç bir annenin çocuğunu özellikle 6 yaşına kadar bırakıp gitmemesi gerektiğine inanıyorum, ve şu anda da yaptığım iş anneleri çocuklarıyla birleştiren daha az ama odaklı ve zeki çalışarak kendi hayat stilini yarattıkları ve çok para kazandıkları sistemler kurmalarını sağlamak. Yaratıcılığın ve üretkenliğin çok çalışmaktan gelmediğinin farkındayım.

Bunu yapmaya karar verdiğimde ilk olarak yakınımdaki arkadaşlarım, ailem ve mentör ve koçlarımdan destek aldım. Özellikle o dönemki erkek arkadaşım ve ailesinin ve ilk koçlarım David Bederman ve Scott Dinsmore’un benim için desteğini unutamam. Hala bugün de kendime yatırım yaparım ve sonsuza kadar bu böyle devam edecek, çünkü başarı tek kişilik değil bir ekip işi ve benim durumumda ruhani büyüme yolunda ilerliyorsanız içsel çalışmanızı yapmanız şart.

Ne üzerine bir iş yapıyorsunuz? Başka iş fikirleri varken neden bu işi yapmaya karar verdiniz?

Benim işimi anlatmak kelimelerle imkansız denecek kadar zor, deneyimlemeden anlayabilmeniz mümkün değil. Bir hissiyat yakalayabilirsiniz ancak bu yüzden ben aldırdığım sonuçları anlatmayı tercih ediyorum. Özetle insanların imkansız gördükleri hayallerini mümkün kılmalarına yardımcı oluyorum. Bir basket koçu gibi de düşünebilirsiniz tek farkı onlar motivasyonu sağlamak için çok çaba sarf ederken ben 3 prensip koçu olduğum için çabasız ve motivasyon gibi geçici çözümlerle değil, insanların kalplerinin derin bilgeliğini açığa çıkardığım ve hayatın sistemini anlamalarını sağladığım için danışanlarım benimle çalışmalarından aldıkları bilgeliği ömür boyu kullanırlar. Bundan 5 sene sonra bana sizden aldıklarımı hala kullanıyorum, hala idraklerim devam ediyor diye gelen pek çok danışanım var. Hayatın sistemi çok basit ancak bilirsiniz ki basiti anlamak da anlatmak da ustaların işidir. Ben de bu yönde her geçen gün ustalaşıyorum. İçinizde bir türlü sıra gelmeyen ama aslında onun için yaşadığınız bir hayaliniz varsa beni bir şekilde bulursunuz.

Çünkü benim yolum ruhani büyüme ve bu yönde liderlik etmekten geçiyor bu durum çocukluğumdan beri böyle ve bu iş tüm yeteneklerimi kullanmama fırsat sunuyor. Bu meslekte hem yaratıcılığımı %100 ifade ederken; hem de en eforsuz en doğal olarak sevdiğim yaptığım işi yapıyorum insanlarla konuşmak ve onları ileri taşımak.

Bu işi yaparken ne tip sıkıntılarla karşılaştınız ve bunları nasıl aştınız? Sizce kendi işinizi kurarken nelere dikkat etmek gerekiyor? Hangi konularda bilgi sahibi olmak gerekiyor?

En çok karşılaştığım sorunları sınır çizmemek yüzünden yaşadım, sistematik ve otomasyon tüm sorunları ortadan kaldırıyor. Tabiki bu 1 günde olmuyor, insanın en çok kendine sınır çizmeyi öğrenmesi gerekiyor bu da farkındalığın artmasıyla mümkün zorlamayla olacak iş değil. Bu yüzden kendine karşı sabırlı ve sevgi dolu, şefkatli olması gerek insanın. Koşulsuz zihnimde kalmayı öğrenerek aştım hayatımdaki pek çok sorunu, koşullu zihnin hikayelerini dinleyerek ama kale almamayı öğrenerek ve onların bana hissettirdiği geçmişte üstünü örttüğüm tüm hisleri hissederek. Söylediğim gibi ben hep koçlar ve mentörlerle çalıştım grup çalışmaları yaptım, bunlar benim kısa sürede çok yol kat etmemin altındaki sır. İşinizde sınırlarınız belli ise kendinize karşı dürüstseniz ve sürekli içsel olarak yükseliyorsanız çok kolay bir hayatınız olur.

Bence kendi işinizi kurarken zorlamamak gerekiyor. İttire kaktıra hayat yaşanmıyor, çok zorluyorsanız ve akmıyorsa özellikle kadınlar için söylüyorum, hayatınızın akan yönlerinden başlayın. Öz alışkanlık yasası vardır, hayat bir bütündür ve 1 bölümünü geliştirmek diğerlerini de yükseltir der. Bunu uygulasınlar, yani fitness mesela işe yarıyorsa ilk önce fiziksel sağlığı artırsınlar, iş diye kasmasınlar. Ya da aşk kısmı akıyorsa aşkı büyütsünler, iş diye kasmasınlar, hangi kısmı seçerseniz seçin diğer alanlarınız da yükselecektir. Benim uyguladığım ve işime en çok yarayan şey bu. Ayrıca zihinsel iş kurulmaz kurmasınlar, kalpten gelmiyorsa o iş ya batar, ya yarıda kalır ya da yanlış insanlarla devam eder. Sezgisel olarak kesin emin olmadığınız işi kurmayın.

Bence insanın en çok kendi kalbinin arzuları ve hayalleri ve nasıl bir insan olduğu konusunda, neyi ne kadar zamanda yapacağı, bu yolu nasıl yürümeye meyilli olduğu ve nasıl yürümeyi arzuladığı konularında bilinçli bilgi sahibi olmalı. Her şey kendini tanımakla başlar ve biter. Ayrıca kesinlikle içsel çalışma yapmalı bence yani inanç sistemlerini gözden geçirip yenilemeli ve farkındalığını artırmalı bu noktada kitaplarla başlayabilirsiniz ancak devam edemezsiniz, bir noktada kendinizi adamanız gerekiyor. Ya da sağlam bir ekibiniz aile şirketiniz var ise onların desteğiyle bir yere kadar gidebilirsiniz ancak kaliteli bir ilişki sürdürebilir misiniz o tartışılır. Yine benim gözlemim onlar da bir noktada tıkanıyorlar. Sektörünüzde en iyi olmaya oynayın ve bu konuda elinizden gelenin en iyisini yapın. İşinizi düzgün yapın yamuk yapmayın profesyonel olmak zorunda değilsiniz %100 (ki bence bu kelime çok anlam kaymasına uğramış bir kelime) ama düzgün bir insan olabilirsiniz. Kalbinizin sezgilerinizin hayır dediği olasılıklara hayır diyin, evet derseniz canınız yanar ve kaybedersiniz. Sezgilerinizi iyi dinleyin hatta bir tek onları dinleyin.

İş hayatında kadın olarak yer almanın zorlukları var mı sizce? Varsa nelerdir?

Bence yok hatta dezavantajı %1 ise %99 avantajları var. Hayatım boyunca kadın olduğum için bu sektörde girişimci olarak her zaman daha çok tercih edildim; özellikle kadınların çok ilgisini çeken (daha açık olan ve çözüm arayan, yaratıcı zekası yüksek olan insanların diyelim) bir işim olduğu için her zaman çok avantajlı bir nokta kadın olmam. Belki dezavantaj olarak erkeklerin pek ilgisini çekmiyor Eforsuz Yaşam Hareketi ve koçluk ve bu noktada da kadınlar bilinçlendikçe ailelerin de bilinçleneceğinden eminim. Atalarımız da söylemişler yuvayı dişi kuş yapar. Bu yüzden özellikle kadınların bu alana ilgi göstermesi çok anlaşılır bir durum. Bence maskülen bir tavırla iş dünyasında yer almaya çalışan her kadın güçlük ve dezavantajlar yaşayabilir; ve bir kadın olarak feminenliğinizin gücünü elinize aldığınızda, yani güçlü yanınızla var olduğunuzda cinsiyetiniz önemli olmuyor iş hayatında da özel hayatta da.

Yaptığınız işten istediğiniz sonuçları alabildiniz mi? İleriye yönelik koyduğunuz hedefler nelerdir?

Evet hatta çok kısa sürede beklentimin üzerinde pek çok sonuç aldım. Yalnız burada bir nüans var istediğim sonuçları aldım diyemem, istediğimi zannettiğim şeyleri istemediğimi keşfetmeye başlamamla aldığım sonuçlar yükselmeye ve bambaşka bir yöne gitmeye başladı. Bu yeni yön benim kalbimin en istediği ancak zihnimle imkansız olduğuna inandığım hiç şans vermediğim sonuçlara dönüşmeye başladı, yani benim gerçeğimin arzuladığı sonuçları almaya başladım. Örneğin, benim istediğimi zannettiğim şey kurumsal firmalarla çalışmak idi ilk başlarda. Halkın içinden sıradan diye ön yargıyla bakabileceğimiz bir ev hanımıyla kurduğum derin kalpten bağ ile kurumsal bir dünyada çalışan insanla ön yargıları yüzünden kurma olasılığımın asla olamadığını deneyimlediğim kalpten bağ ve zihinsel konuşmaların yanında deneyim olarak solda sıfır kaldı. Burada kurumsal ya da ev hanımı tabiî ki örnek bir genelleme değil, sadece halkın yargılarının aksine kalbin bilgeliğinin yargısız olduğunu ve sonsuz olasılıklarla dolu olduğunu göstermek istedim. Halkın genel yargısı Türkiye’de okumuşun bildiği okumamışın bilmediği işe yaramadığı yönündeyken ben asla buna inanmadım ve bence bu şekilde düşünmeyen milyonlarca insan var ama düşünen de milyonlarca insan var. Yani kalbimin arzusu kalpten kalbe derin bağlar ve ilişkiler kurmak iken, zihnim üst düzey insanlarla prestijli işler yapmam gerektiğini söylüyordu sürekli, zihnimi dinlediğimde hep yanıldım, kalbimi takip etmeye başlamamla Eforsuz Yaşam Hareketi gibi Türkiye’yi ve dünyayı saran hızla büyüyen gerçek mesajlar verdiğim bir platform yarattım. Ben bunu hayal bile etmemiştim.

Geleceğe yönelik sonsuz olasılık var ve sektör çok yaratıcı olabileceğiniz sınır tanımayan bir sektör olduğu için çok geniş ve özgür hissediyorum kendimi. İlk hedefim içinde 500-3000 kişiyi barındıran bir e-program yapacağım bu kış için buna hazırlanıyorum ve Eforsuz Yaşam Hareketi’nin biraz daha görünür olmasını sağlamak için görseller üzerinde biraz daha çalışmalıyım. Bunun yanı sıra daha çok sahnelerde olabileceğim 500-1000 kişilik salonlarda büyük kitlelere seminerler vermek istiyorum bununla ilgili de yeni gelişmeler var. Vizyonlar yolu yürüdükçe netleşiyor, en büyük arzum tüm bu projelerle insanların kalbin bilgeliğine dönmelerini sağlamak ve daha huzurlu ailelerde daha sağlıklı psikolojide ve gücünü sahiplenmiş nesillere katkıda bulunmak. Kendim için kişisel hedefim de kendi EŞSİZLİĞİMİ her yönüyle KUCAKLAMAK yeteneklerimi bileyerek kalbimin arzularını takip ederek bütüne fayda sağlamak.

Kendi işini yapmak isteyen kadınlara neler tavsiye edersiniz?

Kendi işini yapmak isteyen kadınlara desteksiz gitmemelerini, kendi içsel çalışmalarını yapmalarını ve hata yapmaktan korkmamalarını tavsiye ederim. İçsel çalışma inanç sistemlerinizin yenilenmesi ve farkındalığınızın artması anlamına geliyor. Örneğin para ile ilgili ön yargıları olan ve inanç sistemi parayı ittiren ve paradan korkan bir girişimci kadın ya da erkek ne kadar yetenekli olursa olsun bilgeliğini göstermekte ve yaratıcı olmakta güçlük çekecektir, ya da tüm bu inançları fark etmek ve yenilemek çok uzun zaman alacaktır. Eski inanç sisteminizle bir üst seviyede yönetemezsiniz işinizi, ya da hayatınızın herhangi bir alanını. Hayat bir bütündür iş, özel hayat diye ayırmamak gerek, farkındalığınız ne seviyedeyse hayatınızın tüm alanları onu yansıtacaktır. Girişimciliği kendi özgürlüğünüz için ve refahınız iç huzurunuz için seçtiyseniz ve gece rahat uyuyamıyorsanız ve gün içinde de kendi kendinizi yiyorsanız ve bu çok yorucu bir hal aldıysa destek almanızı tavsiye ederim. Büyük firmalar ve aileler bunu bilir ve çocuklarına çok küçük yaştan koçluk hizmeti aldırırlar. Bunun sebebi koçluğa ihtiyacı olmaları değildir, tıpkı nasıl dişçiye gidiyoruz kontrol için ve son dakikada çürük dişi çektirmek için gittiğimizde kaybediyoruz dişimizi bu mantıkta düşünebilirsiniz. Kendilerine yatırım yapmak için bir şeyleri kaybetmeyi beklemesinler. Ayrıca en küçükten başlasınlar ve bu minik bebek adımları ile devam etsinler. Benim işimde ne büyük fark yaratan projeler hep bebek adımları sonucunda gelmiştir.

Konuyla ilgili sizden fikir almak isteyenlerin size ulaşabileceği bir e-posta adresi veya veya yaptığınız işle ilgili bilgi almak isteyenlerin girebileceği bir web sayfası var mı?

Programlarla ve yeniliklerle ilgili www.denizturkcu.com adresinden bilgi alabilirsiniz. Bana ulaşmak için basari@denizturkcu.com adresine mail atabilirsiniz. Ayrıca sosyal medyadan da Instagram ve Facebook üzerinde daha aktifim, beni o mecralardan takip edebilirsiniz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here